I.Genel Açıklamalar
II.Suçların Unsurları
1.Maddi Unsurları
a.Hareket
aa.Kişisel Verilen Kaydedilmesi Suçu
bb.Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu
cc.Verileri Yok Etmeme Suçu
b.Fail
- Mağdur
- Konu
- Netice
- Hukuksal Değer
3.Hukuku Aykırılık Unsuru
a.Kanunun Öngördüğü Haller
b.İlgilinin Rızası
4.Manevi Unsur
III. Yaptırım ve Soruşturma
KAYNAKÇA
KİŞİSEL VERİLERİN İHLALİ SUÇLARI
-
GENEL AÇIKLAMALAR
Günümüzün önemli değeri haline gelen kişisel veriler, kamu kurum ve kuruluşlarıyla özel sektör tarafından elde edilmekte ve depolamaktadır. Bu verilerin hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi ya da hukuka uygun bir şekilde elde edilen verilerinin hukuka aykırı bir şekilde yayılmaması, elde edilmemesi ve tüm bu hususların hukuk düzenince korunması elzemdir.
Ülkemiz, taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle ve iç hukukunda yaptığı düzenlemelerle kişisel verilerin hukuka aykırı amaçlarla kullanılmasına karşı hukuki koruma mekanizmasını oluşturmuştur. Nitekim kişisel verilerin korunmasının en etkin yollarından birisi de bu hakkın ihlaline yönelik fiilleri suç haline getirmektir[1].
Çalışmamızın odak noktası olan kişisel veriyi, öncelikle tanımlayabilmemiz gereklidir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu doğrultusunda kişisel veriyi, kimliği belirli veya belirlenebilir kişilere dair her türlü bilgi olarak tanımlayabiliriz. Bu bilgiler kimlik, etnik köken, fiziksel özellikler, kurumsal organizasyonel yapı, sağlık, eğitim, istihdam durumu, cinsel yaşam, aile hayatı, başkaları ile yapılan haberleşmeler, ikamet adresi, kredi kartı, kişisel düşünce ve inançlar, dernek ve sendika yapılanmaları ve üyelik durumları, alışveriş alışkanlıkları, ticari faaliyet özellikleri gibi kişi veya kurumla ilgili, gerçek yahut tüzel kişiyi tanımlayabilme özelliği bulunan bilgilerdir.[2] Kişisel veriler, kişi veya kurumların manevi nitelikli değerlerinin yanı sıra mal varlıksal değerlerinin de içinde bulunduğu fiziksel ve sosyal çevre ile de ilgili olabilir.[3]
Kişisel verilerin ihlali anlamında, kişinin özgür iradesiyle verdiği kabul beyanı dışında, yetkisi olmadığı halde ya da hukuka aykırı olarak kişisel verilerin zarara uğramasına, kaybolmasına, iletilmesine, değiştirilmesine, herhangi bir yere depolanmasına, kaydedilmesine, işlenmesine, açığa çıkarılmasına ve ilgili verilere erişilmesine neden olan durumlara güvenlik ihlali denir[4].
Kişisel verilerin korunması hakkı, dijitalleşen dünyamızda önemi gittikçe artan bir hukuksal yapı olarak kendisini göstermektedir. Özel hayatın bir alt unsuru olarak kabul edilen bu hak, 2010 yılında Anayasal bir hak olarak Anayasamızda hukuksal bir güvenceye kavuşmuştur[5]. Bununla birlikte 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda da cezai yaptırıma bağlanmıştır.
Kişisel veri, kişisel verilerin nasıl kaydedileceği ve korunacağı 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile belirlenmiş olup kişisel verilerin ihlalinden doğan cezai yaptırımlar için KVKK, TCK’ya atıfta bulunmuştur. Bununla birlikte bu suçlar, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ‘Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar’ arasında düzenlenmiştir.
Türk Ceza Kanunu’nda kişisel verilerin ihlali ile ilgili olarak üç temel suça yer verilmiştir.
- Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu (TCK 135. Md.)
- Kişisel verilerin yayma ve ele geçirme suçu (TCK 136. Md.)
- Kişisel verileri yok etmeme suçu (TCK 138. Md.)
Bu makalede kişisel verilerin ihlalinden doğan suçlar olarak incelenmiştir. Bu çerçevede bu suçların oluşabilmesi için bulunması gereken maddi, manevi, hukuka aykırılık unsurları gibi konuları ele alınmıştır.
II.SUÇLARIN UNSURLARI
1.MADDİ UNSURLARI
A.HAREKET
AA.KİŞİSEL VERİLEN KAYDEDİLMESİ SUÇU
Hukuka aykırı bir şekilde kişisel veriyi kaydeden kişinin hareketi, bu suçun oluşmasına neden olur. Kayıt etmek, veriyi, kâğıt, vs. üzerine yazmak, çizmek, işaretlemek biçiminde olabileceği gibi, ses bantlarına kaydetmek, dijital ortama almak biçiminde de olabilir[6]. Sözlük anlamı ile, “Kaydetmek”, ifadesi, bir yere yazmak, tespit etmek, deftere geçirmek, sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek, hatırlamak için yazmak, elektronik veya sayısal araçlarda bilgiyi korumaya almak anlamlarına gelmektedir[7].
Gerçek kişiyle ilgili her türlü bilgi, kişisel veri olarak kabul edilmelidir. Söz konusu suç tanımında kişisel verilerin bilgisayar ortamında veya kağıt üzerinde kayda alınması arasında bir ayırım gözetilmemiştir[8]. Bununla birlikte kaydetme fiilinin otomatik olmayan yollarla gerçekleşmesi halinde suç oluşmayacağı kanısındayız. Örneğin bir başkasının telefon numarasının veya mail adresinin onun rızası olmaksızın kişinin cebinden çıkardığı bir kağıda veya deftere yazılması halinde bu suç oluşmaz.[9]
Bu bilgilerin kaydedilmesinde kişinin rızası varsa o zaman suç oluşturmayacaktır. Rızanın, zımmi ya da sarih olabilmesinde herhangi bir engel olmayıp[10]; burada öncelikli olan husus rıza beyanının açık, kesin ve tartışmasız bir şekle tabi olmasıdır.
Kişisel verilerin kaydedilmesi serbest hareketli bir suç olup tek bir hareketin meydana gelmesi suçun oluşması için yeterlidir[11]. Bu suç sırf hareket suçu olduğu için, kaydetme fiilinin gerçekleşmesiyle suç oluşur. Ayrıca bir netice aranmaz.
Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görünüşlerine, ırki kökenlerine, ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda suçun nitelikli hali meydana gelir. Söz konusu bu örneklerin niteliği itibariyle sınırlayıcı olduğu; kıyasla ya da yorumla çoğaltılamayacağı gözden uzak tutulmamalıdır. Bunlar haricinde herhangi bir kişisel veriyi hukuka aykırı bir şekilde kaydeden kişi suçun temel halinde cezalandırılır.
Gerçek kişiyle ilgili her türlü bilgi, kişisel veri olarak kabul edilmelidir. Söz konusu suç tanımında kişisel verilerin bilgisayar ortamında veya kağıt üzerinde kayda alınması arasında bir ayırım gözetilmemiştir[12].
-
KİŞİSEL VERİLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME VEYA ELE GEÇİRME SUÇU
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu, kişinin hayatının gizli alanında kalması gereken ve herkes tarafından bilinmeyen kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde ele geçirilmesi, başkasına verilmesi veya yayılması ile oluşur. Daha açık bir ifadeyle, hukuka aykırı ya da hukuka uygun olarak elde edilen bir kişisel veriyi, yetkisiz kişilere veren, ifşa eden, yayan yahut her ne sebepler olursa olsun ele geçiren kişi bu suçu işlemiştir.
Bu suç, seçimlik hareketli bir suç olduğundan, seçimlik hareketlerden herhangi birinin ya da birden fazla hareketin yapılmasıyla suç oluşur. Kişisel verinin hukuka uygun ya da hukuka aykırı bir şekilde elde etmesinin bir önemi yoktur. Önemli olan hukuka aykırı bir şekilde kişisel verinin gerçek ya da tüzel kişiye herhangi bir şekilde verilmiş olmasıdır.
Kişisel verilerin yayılması, kişisel verilerin üçüncü kişilere duyurulması veya dağılması anlamına gelmektedir[13]. Kişisel verileri yayma seçimlik hareketi de çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilir. İnternet üzerindeki bir web sitesinde kişisel verileri yayınlamak, birçok kişiye elektronik posta ile ya da telefondan kısa mesajla göndermek, yazılı ya da görsel veya sosyal medyada yayınlamak gibi hareketler kişisel verileri yayma suçu olarak kabul edilir[14].
Kişisel verilerin verilmesi fiili birçok yöntemle mümkündür. Kişisel verilerin, dijital ya da fiziki verilmesi arasında bir fark yoktur. Hatta bulut bilişim sistemi üzerinde de verilebilir.
Kişisel verilerin ele geçirilmesi fiili, başkasının hakimiyeti altında bulunan bir kişisel verinin, failin hakimiyeti altına girmesi ile gerçekleşir. Kişisel verilerin kayıtlı olduğu belgelerin alınması ya da kayıtlı olduğu bilişim sisteminden ele geçirilmesi ve benzeri şekillerde gerçekleştirilebilecektir[15].
Yargıtay bir kararında;
“Somut olayda; sanık ile katılanın resmi nikahlı evli olup aralarında boşanma davası bulunduğu, dava sırasında sanığın talebi üzerine katılanın kullanmakta olduğu cep telefonu hattının son 2 yıla ait ayrıntılı görüşme dökümlerini içerir HTS raporlarının getirtilerek dava dosyasına konulduğu, sanığın, HTS raporlarını dava dosyasından alarak katılanın babası Ali ile abisi Mehmet’e gönderdiği olayda; katılanın kim ile ne zaman, hangi sıklıkla, hangi süreyle görüştüğüne ilişkin görüşme dökümlerini içerir HTS raporları kişisel veri kapsamında olup, sanığın, kişisel veri niteliğindeki HTS raporlarını hukuka uygun bir şekilde elde etmesine rağmen, kaydedilmiş haliyle hukuka aykırı olarak yaydığı, eyleminin TCK’nın 136/1. maddesine uyan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğu ve bu suçtan sorumlu tutularak cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, (BOZMAYI) gerektirmiştir”[16]
Kişisel verilerin başkasına verilmesi hareketinde yer alan başkası ifadesi gerçek kişi olabildiği gibi tüzel kişi de olabilir[17].
Bu suç, kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle bu suç işlenirse suçun nitelikli hali meydana gelir. Buna bağlı olarak ceza miktarı suçun temel haline göre 1/2 oranında arttırılır[18]. Yine, belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle bu suç işlenirse suçun nitelikli hali meydana gelir. Buna bağlı olarak ceza miktarı suçun temel haline göre 1/2 oranında arttırılır.
Nitekim bahis konusu olan hususlar yargı kararlarına da yansımıştır. Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramını açıklayacak nitelikli hükümler özellikle dikkate değerdir. Nitekim Yargıtay tarafından kişinin, yetkisiz üçüncü̈ kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü̈, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü̈ bilginin anlaşılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Aynı karar çerçevesinde dava konusuna dair sanığa ait sosyal medya hesaplarında yayımlanan ekran görüntülerinde gerçek kişiye ait herhangi bir kişisel veriye yer verilmemiş olması halinde, söz konusu bilgisayara uzaktan erişim sağlayıp, verileri ele geçirenin sanık olduğuna dair bir iddia ve delil de bulunmadığı gözetilmeden, sanığa yüklenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı CMK’nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiği, aksi yönde mahkumiyet hükmü kurulmasının kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasını gerektireceği karara bağlanmıştır.[19]
Son olarak ifade etmek gerekir ki, kişiye ait fotoğraf, resim, görüntü, video kaydı vs. gibi veriler, somut olayın özelliklerine göre kişisel verilerin ele geçirilmesi suçunu oluşturabileceği gibi bu suça göre genel nitelikte bir suç olan özel hayatın gizliliği suçuna da vücut verebilir[20].
-
VERİLERİ YOK ETMEME SUÇU
Hukuka uygun bir şekilde elde edilen kişisel verilerin, kanunlarda belirlenen sürelerin sonunda yok edilmesi gerekir. Verilerin bu süreler sonunda yok edilmemesi halinde TCK 138. maddesinde düzenlenen verileri yok etmeme suçu meydana gelir.
Bu suçun oluşabilmesi için faile yüklenen hukuksal bir yükümlülük olmalı ve bu düzenlemede yer alan verinin saklanma süresinin geçirmiş olması lazımdır[21].
İhmali hareketle de işlenebilen bu suç, seçimlik hareketli suçtur. Bu seçimlik hareketler, yok etmemek, silmemek ve anonim hale getirmemektir[22]. Kişisel verilerin, ancak ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesi zorunludur. Buna göre, veri sorumluları, ilgili mevzuatta verilerin saklanması için öngörülen bir süre varsa bu süreye uyacak; yoksa verileri, ancak işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edebilecektir.
Suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması durumu verilecek cezanın bir kat artırılması sebebi olarak öngörülmüştür.
CMK hükümlerine göre bu veriler;
- CMK 81. maddesi uyarınca fizik kimliğin tespiti ile ilgili veriler,
- CMK 135. maddesi uyarınca iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile ilgili veriler,
- CMK 75. maddesi uyarınca şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması ile ilgili veriler,
- CMK 76. maddesi uyarınca diğer kişilerin beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması ile ilgili veriler,
- CMK 78. maddesi uyarınca moleküler genetik incelemelere ilişkin veriler,
- CMK 140. maddesi uyarınca teknik araçlarla yapılan izlemeye ilişkin veriler,
- CMK 139. maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ile ilgili veriler,
- CMK 135. maddesi kapsamında iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile ilgili veriler.
Ceza Muhakemeleri Kanunu 135. maddeye göre verilen iletişimin kayda alınması kararının uygulanması sırasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin birinci fıkrasına göre hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç on gün içinde yok edilmesi gerekir. (CMK 137-3 md) Yine, Adli Sicil Kanunu’nun Adli Sicil Bilgilerinin Silinmesi başlıklı 9. maddesinde, ‘cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması durumunda adli sicildeki bilgilerin silinip, arşiv kaydına alınacağı, ilgilinin ölümü durumunda ise tamamen silineceği’ hüküm altına alınmıştır. Bu noktada veri sorumlusu olarak Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, bu olguların gerçekleşmesi durumunda verileri silmekle mükelleftir. Bu kayıtlar kanunda belirtilen süreler sonunda yok edilmediği veya silinmediği takdirde bu suçun nitelikli hali meydana gelir. Bundan dolayı bu suç teşebbüse müsait değildir.
B.FAİL
TCK 135. Maddesindeki düzenlenen kişisel verileri kaydetme ve TCK 136. Maddesindeki kişisel verileri ele geçirme ve yayma suçlarında herkes tarafından işlenebildiğinden dolayı herkes fail olabilir. Suç tanımlarında suçu işleyecek kişi açısından “kimse” sözcüğü kullanılarak bunun dışında herhangi bir özellik belirtilmediği için herkes bu suçların faili olabilir.
Buna karşın TCK’nın 138. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin yok edilmemesi suçunda ise fail “verileri sistem içinde yok etmekle görevli olan” kişidir. Suçun faili yasa maddesinde açıklanan ve kanunların belirlemiş olduğu sürelerin geçmiş bulunmasına rağmen kişisel verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olan kişi veya kişilerdir.
Bu suçun faili de ancak bir gerçek kişi olabilir, tüzel kişiler suçun faili olamazlar. Bununla birlikte bu suçun bir özel hukuk tüzel kişisinin faaliyeti çerçevesinde tüzel kişinin temsilcisi tarafından işlenmesi halinde ilgili tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbiri hükmolunur.
Bu suçların;
- a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
- b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali olarak kabul edilmiştir (TCK m. 137, f. 1).
Bu suç bakımından faillikle mağdurluk sıfatları aynı kişide bulunamaz. Çünkü bu suçu kişinin kendisine karşı işlemesi mümkün değildir. Ayrıca, kişisel verilerin ihlal suçları dolaylı faillik suretiyle de işlenebilir. Örneğin, kişisel verinin ihlal edilmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişinin fail olarak sorumlu tutulmasıdır. Dolaylı fail suçu icra eden kişi ve hareketi üzerinde hakimiyet kurmalıdır.
-
MAĞDUR
Bu suçta herkes fail olabildiği gibi aynı zamanda mağdur da olabilir. Ancak mağdurun mutlaka gerçek kişi olması gerekir. Mağdurun çocuk ya da kadın olması cezai yaptırım ya da suçun nitelikli halleri için bir öneme haiz değildir. Tüzel kişilere ait verilerin her ne kadar bu suçun konusunu oluşturamayacağı için, bunların ne suçun mağduru ne de suçtan zarar gören olmaları mümkün olduğu yönlü görüş baskınsa da[23]; kanaatimizce gerek ticari gereklilikler gerek sendikal örgütlenmelerin korumaları gereken organizasyonel yapıları dikkate alındığında tüzel kişilerin mağdur düzeyinde kabul edilmesinin önünde bir hukuki engel bulunmadığı kanaatimizi belirtmekte fayda görmekteyiz.
Bu suçun mağduru olmak için bilişim sistemine kaydedilen kişisel verilerin kişiyle ilgili olması yeterlidir, mutlaka kişisel verinin zilyedi ya da maliki olması gerekmez[24].
-
KONU
Suçun maddi unsurlarından bir diğerini de konu oluşturmaktadır. Nitekim konusuz suç olmaz[25]. Kişisel verilerin ihlal suçlarının hukuki konusu, kişisel veridir[26]. Kişisel veri kavramından neyin anlaşılması gerektiği ulusal ve uluslararası pek çok hukuki düzenlemede benzer şekilde açıklanmıştır. Buradaki veri kavramı dar anlamda “bir bilişim sisteminde ya da veri taşıma aracında bulunan ve üzerinde işlem yapılan sayısal kod halinde bilgi” değil, geniş anlamda her formda kayıt altına alınabilen “her türlü bilgi”dir.[27]
Nitekim 6698 sayılı Kanunun 3. maddesinde de kişisel verinin, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiyle ilgili her türlü bilgiyi ifade ettiği belirtilmiştir. Bu tanım, konusunu kişisel verilerin oluşturduğu tüm suçlar bakımından esas alınmalıdır. Nitekim TCK’nın 135. maddesinin gerekçesinde de suçun konusunu oluşturan kişisel verinin gerçek kişiye ait her türlü bilgi anlamına geldiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla her türlü kişisel veri bu suçların konusunu teşkil etmektedir.
-
NETİCE
İnsanın dış dünyaya yansıyan ihmali ya da icrai davranışlarından, dış dünyada meydana gelen değişiklik olarak tanımlanan netice, maddi unsurun ikinci alt öğesidir[28]. Bu netice gerçekleşmişse suç da tamamlanmış olur. TCK md. 135 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen kişisel verilerin ihlal suçları, soyut bir tehlike suçları olarak düzenlendiğinden seçimlik hareketlerin en az birinin yapılmasıyla suç oluşur. Suç teşkil eden hareketler nedeniyle herhangi bir zarar meydana gelmesi şart değildir.
Bu suçlar sırf hareket suçları olduğu için, hukuka aykırı kaydetme ya da diğer suç tanımlarından belirtilen seçimlik hareketlerin yapılması dışında ayrıca bir neticenin meydana gelmesi gerekmemektedir.
-
HUKUKSAL DEĞER
TCK md. 135 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen kişisel verilerin ihlal suçları, korunan hukuki değer genel olarak kişilerin özel hayatı ve hayatın gizli alanı, özelde ise kişisel verilerdir[29]. Doktrinde korunan hukuki değerin salt bireyin özel hayat hakkı olduğu savunulduğu gibi[30] toplumsal yararın da yarar olduğu savunulmuştur[31]. Bununla birlikte TCK 138. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin yok edilmesi suçundan korunan hukuksal değerlerden biri de kamu idaresine duyulan güvendir[32].
Bu düzenlemeler ile tüm kişisel veriler koruma altına alındığından kişisel verilerin mutlaka gizli olması zorunlu değildir. Gizli olmayan ve herkes tarafından bilinen kişisel veriler de hukuka aykırı eylemlere karşı korunmalıdır. Zira kişisel verilerin korunmasına ilişkin suçlarda korunan hukuki değer “sır” olmayıp, verinin ilgilisi olan kişinin kişilik haklarıdır[33].
3.HUKUKU AYKIRILIK UNSURU
Yapılan eylemin yukarıda öngörmüş olduğumuz suçu oluşturabilmesi için, eylemin hukuka aykırı olması, hukukla çelişmesi; başka bir deyişle hukuka uygun olmaması gerekir. Bir başka ifadeyle, bir haksızlık olarak tezahür eden fiilin bir vasfı, hukuka aykırı olmasıdır[34]. Somut olayda hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir neden yoksa tipik eylem aynı zamanda hukuka aykırıdır[35]. Eylem açısından herhangi bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı halinde, eylem suç teşkil etmeyecektir.
Kaydetme fiilini hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunması halinde fiil hukuka aykırı olmayacak ve dolayısıyla suç teşkil etmeyecektir[36]. Bu durumda kişisel verilerin kaydedilmesi suçu bakımından da ancak iki tür hukuka uygunluk sebebi kabul edilebilecektir. Bunlar, kanunun öngördüğü haller ile ilgili kişinin açık rızasıdır. Bu haller dışında bir hukuka uygunluk sebebinin kabulüne Anayasadaki ancak ifadesi izin vermemektedir[37].
A.KANUNUN ÖNGÖRDÜĞÜ HALLER
6698 sayılı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında ilgili kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerin işlenmesine izin verilen haller şunlardır: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu (TCK m. 135) 83 c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması. Burada sayılan hususlardan birisinin varlığına bağlı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi halinde, ilgili kişinin rızası olmasa da, TCK m. 135’de tanımlanan suç oluşmayacaktır.
6698 sayılı Kanunun dışında başka kanunlarda da çeşitli amaçlarla kişisel verilerin toplanmasına, elde edilmesine ve kaydedilmesine izin veren hükümler bulunmaktadır. Bu hallerde de suçun oluşmayacağı izahtan varestedir. Bu kanunların başında 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gelmektedir. CMK’nın örneğin 75, 76, 77 ve 78. maddelerinde bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla şüpheli, sanık veya diğer kimselerin belli koşullarda beden muayenesinin yapılmasına ve bu kişilerden kan veya benzeri biyolojik örneklerle, saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınmasına ve bu şekilde elde edilen örnekler üzerinde moleküler genetik inceleme yapılmasına izin verilmektedir.
-
İLGİLİNİN RIZASI
Kişisel verilerin işlenmesini hukuka uygun hale getiren diğer bir sebep de ilgili kişinin rızasıdır. Bu hukuka uygunluk sebebine Anayasa’da açıkça yer verildiği (AY m. 20, f. 3) gibi, ilgilinin rızası TCK m. 26, f. 2’de de genel bir hukuka uygunluk sebebi olarak da kabul edilmiştir. Nitekim, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nda ve 95/46/AT sayılı Avrupa Birliği Yönergesi’nde yer alan düzenlemelere göre ise, ilgili kişinin rıza beyanının hukuka uygunluğu sağlayan bir etken olduğu kabul edilmiştir.
Ancak kişisel verilerin kaydedilmesi suçu bakımından ilgilinin rızasının ne şekilde gösterilmesi gerektiğine ilişkin Anayasada ve 6698 sayılı Kanunda ve de ilgili uluslararası belgelerde belli bir özellik aranmaktadır. Buna göre kişisel veriler ilgili kişinin açık rızasıyla işlenebilecekse de(AY m. 20, f. 3, 6698 s. K. m. 5, f. 1); açık rıza, belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza demektir [38] Bunun da ötesinde rıza beyanının geçerli sayılabilmesi için bazı gerekliliklerin karşılanması gerektiği de gözden uzak tutulmamalıdır. Buna göre, ilgili kişinin rızasının bir hukuka uygunluk şartı olarak değerlendirilebilmesi için, “şüpheye yer bırakmayacak şekilde verilmiş” olması, bir başka deyişle “kesin” olması gerekir.
Özel nitelikli kişisel kişisel verilerin işlenmesinin söz konusu olduğu durumlarda da ilgili kişinin rızasının açık, kesin ve tartışmasız nitelikte olması ve rızanın şüpheden uzak olması gerekir. Bu esasların temel sonucu şudur ki, kişisel verilerin korunması esası kapsamında ilgili kişi, kişisel verilerinin işlenmesi ile ilgili, özellikle işlemenin içeriği, amacı, süresi, verilerin nerelerde kullanılacağı hakkında yeterince bilgilendirilmelidir.[39] Bu durum internet ortamındaki rıza beyanları için de aynı şekilde geçerlidir.
Netice itibariyle ifade etmek gerekir ki öngördüğümüz şart ve esaslara uygun bir rıza beyanının sağlanması halinde kişisel verilere müdahale yönlü eylem yahut işlem hukuka uygun hale gelecektir. Bunun doğal sonucu olarak da ilgilinin, haklarının korunması anlamındaki başvuru imkanı kısıtlanmış olacaktır. Öte yandan sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tebbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi vs. amacıyla sır saklama yükümlüğü altında bulunanların tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir[40].
4.Manevi Unsurları
Modern ceza hukukunda iradilik niteliği egemendir; bu itibarla, iradi olmayan bir fiilin, hukuka aykırı olsa da, suç teşkil etmeyeceğini ifade maksadıyla, “manevi unsur” deyimi kullanılmaktadır[41]. Manevi unsur, fiilin faile isnadiyetiyle ilgili olduğundan, önce, onun kusurlu hareket etmeğe ehil olması aranmaktadır.
Fail, bir kişiye karşı onun kişisel verisi niteliğinde olan bir veriyi hukuka aykırı bir şekilde kanunun aramış olduğu hareketlerden en az birinin yapması gerekir. Bu hareket esnasında failde özel kast ya da saik aranmaz. Genel kastla yapması yeterlidir. Failin kasten hareket ettiğini söyleyebilmek için, onun kaydettiği bilgilerin başkasına ait kişisel veri olduğunu bilmesi gerekir[42]. Öte yandan kast, suçun icrası sırasında var olmalıdır[43]. Nitekim kişisel verilerin ihlal suçlarında faildeki kast suçun işlendiği sırasında olmalıdır.
Suçun taksirli şekli kanunda düzenlenmediği için, bu suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Bununla birlikte, kusur alanına ilişkin olan haksızlık bilinci bakımından tipteki bu ifade bir bağlantı noktası oluşturacağından, bu suçun ancak doğrudan kastla işlenebileceği kabul edilmelidir[44].
III. YAPTIRIM VE SORUŞTURMA
Kişisel verileri kaydetme suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır. (TCK md. 135).
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunun cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK md. 136).
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunun;
- Kamu görevlisi (memur vb.) tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
- Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle
işlenmesi halinde, TCK md.136 gereği hükmedilecek hapis cezası 1/2 oranında arttırılır (TCK md. 137).
Kişisel verilerin yok edilmemesi suçunun cezası, bir yıldan iki yıla kadar hapistir. Suçun konusunun CMK hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. (TCK 138. Md)
Kişisel verileri yok etmeme suçunda, etkin pişmanlık hükümleri uyarınca cezanın indirilmesi mümkün değildir. Ancak cezanın ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Kişisel verileri yok etmeme suçu, şikâyeti takibe bağlı suçlardan olmayıp, işlendiğinin savcılıkça öğrenilmesi durumunda re’sen soruşturulacaktır. Bu suçla ilgili dava zamanaşımı süresi ise sekiz yıldır.
Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu, şikayete tabi suçlar kategorisinde değildir. Bu nedenle, suçun soruşturulması için müşteki tarafından şikayet başvurusu yapılması da gerekmez. Herhangi bir şekilde suçun işlendiği öğrenildiğinde, savcılık resen soruşturma başlatacaktır.
Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıl olup, suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl geçmeden mağdur aleyhine işlenen suç savcılığa bildirilmelidir. Aksi takdirde, dava zamanaşımı süresi dolacağından suç ile ilgili soruşturma yapılamayacaktır.
Bu suç için yargılama yapmaya görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir.
KAYNAKÇA
ARTUK, Mehmet Emin-GÖKCEN, Ahmet-YENİDÜNYA, A. Caner, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara-2007.
ARTUK, Mehmet Emin-GÖKCEN, Ahmet-YENİDÜNYA, A. Caner, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara-2006.
AYDIN, Sedat Erdem: AİHM İçtihatları Bağlamında Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu, İstanbul, Aralık 2015.
DAMLA Gürpınar, Kişisel Verilerin Korunamamasından Doğan Hukuki Sorumluluk, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C. 19, Özel Sayı-2017.
DARENDE, M. İlhan, Yeni TCK’da Olası Kast ve Bilinçli Taksir, www.turkhukuksitesi.com,erişim tarihi :12.11.2007.
DOUWE Korff, ,EC Study on the Protection of the Rights and Interests of Legal Persons with Regard to the Processing of the Personal Data Relating to Such Persons, (Study Contract ETD/97/B5-9500/78).
DÜLGER Murat Volkan, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, Hukuk Akademisi, 2. Baskı.
DÜLGER Murat Volkan, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türk Ceza Kanunu Bağlamında Kişisel Verilerin Ceza Normlarıyla Korunması, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 3 (2), Güz 2016.
DÜLGER Murat Volkan, Bilişim Suçları ve İnternet İletişimi Hukuku, 7. Bası, 2018, İstanbul, Seçkin Yayıncılık.
GÖNEN Serkan – ULUS Halil İbrahim -YILMAZ Ercan Nurcan, Bilişim Alanında İşlenen Suçlar Üzerine Bir İnceleme, Bilişim Teknolojileri Dergisi, C: 9, S: 3, Eylül.
İÇEL Kayıhan-EVİK A.Hakan, İçel Ceza Hukuku, Genel Hükümler, 2. Kitap, 4. Bası, Beta Yayınları, İstanbul.
HAFIZOĞULLARI Zeki, Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar, Doç. Dr. Muharrem Özen Ankara Barosu Dergisi • Yıl:67 • Sayı: 4 • Güz 2009.
KOCA Mahmut- ÜZÜLMEZ İlhan, Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu (TCK M. 135; D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, C.21, Özel S., 2019.
Türk Dil Kurumu, www.tdk.gov.tr, erişim tarihi: 11.11.2007
Sinerji İçtihat Programı
WACKS Raymond, Personal Information Privacy and the Law, Clarendon Press, Oxford 1993.
[1] Mahmut KOCA- İlhan ÜZÜLMEZ; Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu (TCK M. 135; D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Durmuş TEZCAN’a Armağan, C.21, Özel S., 2019, s. 69
[2] Raymond WACKS, Personal Information Privacy and the Law, Clarendon Press, Oxford 1993, s. 26.
[3] Gürpınar DAMLA, Kişisel Verilerin Korunamamasından Doğan Hukuki Sorumluluk, D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C. 19, Özel Sayı-2017, s.681.
[4] Serkan GÖNEN- Halil İbrahim ULUS-Ercan Nurcan YILMAZ; Bilişim Alanında İşlenen Suçlar Üzerine Bir İnceleme, Bilişim Teknolojileri Dergisi, C: 9, S: 3, EYLÜL 201 s.232
[5] (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.
[6] Zeki HAFIZOĞULLARI, Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar, Doç. Dr. Muharrem Özen Ankara Barosu Dergisi • Yıl:67 • Sayı: 4 • Güz 2009 s.20
[7] www.tdk.gov.tri erişim tarihi 20.10.2019
[8] Madde gerekçesi.
[9] KOCA-ÜZÜLMEZ., agm, s. 79
[10] Mağdurun, herkes tarafından bilinmeyen veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün
olmayan, ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı kişisel verilerini, kimliğini ortaya koyacak biçimde, edishekimi.com isimli internet sitesine, onun bilgisi ve rızası dışında, hukuka aykırı olarak kaydeden sanığın sübut bulan eyleminden dolayı TCK’nın 135/1. maddesindeki kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmediğinden bahisle ve salt TCK’nın 136/1. maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak, dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle, sanık hakkında beraat hükmü̈ kurulması kanuna aykırıdır. (Yarg. 12. CD. 2013/2773, 2013/26643, Karar Tarihi: 25.11.2013)
[11] Murat Volkan DÜLGER, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, Hukuk Akademisi, 2. Baskı, s.546.
[12] Madde gerekçesi.
[13] Dosya kapsamına ve ikrar içeren savunmaya göre; sanığın, bir dönem internet üzerinden
tanışıp arkadaş olduğu katılanın daha önce kendi facebook hesabında paylaştığı resimleri, katılan ile tartışmaları nedeniyle katılan adına açtığı sahte facebook hesabından katılanın rızası dışında yayınladığı iddia edilen olayda, katılanın gündelik kıyafetler ile kamuya açık alanda çekilmiş ve kişisel veri niteliğindeki resimlerini daha önce kendi facebook hesabında yayımlamasının bu resimlerin kişisel veri olma özelliğini değiştirmeyeceği gibi üçüncü̈ kişilere katılanın rızası dışında yayınlama hakkı da tanımayacağı gözetilmeden sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanığın beraatine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiştir. ( Yarg. 12. CD., 2017/2960 E., 2018/1541 K., Karar Tarihi: 14.02.2018)
[14]Sanığın, katılan tarafından kendisine karsı islenmekte olan ve ani gelişen bir suç bulunmadığı halde, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, katılanın özel yasam alanına girdiğinde kuşku bulunmayan konuşmalarını gizlice kaydetmesi ve içeriği özel konuşmaların kaydedildiği ses kaydını başkasına verip dinleterek katılanın bilgisi dışında ifşa etmesi nedeniyle sanık hakkında görüntü̈ veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve görüntü̈ veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından dolayı mahkumiyet hükümleri kurulması gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle sanığın beraatine karar verilmesi yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekir. ( Yarg. 12. CD. 2017/10713 E., 2018/2242 K., Karar Tarihi: 28.02.2018 Sanığın, ATM cihazına yerleştirdiği kart kopyalama ve kamera düzenekleri ile cihazda işlem yapan kişilere ait kartların manyetik şerit bilgilerini ve şifrelerini hukuka aykırı olarak ele geçirmekten ibaret eyleminin, zincirleme şekilde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu
oluşturduğunun gözetilmesi gerekir. ( Yarg. 12. CD. 2016/3765 E., 2017/5901 K., Karar Tarihi: 05.07.2017 Dosya kapsamına göre; aynı siyasi partiye mensup sanıkların fikir ve eylem birliği içinde katılanların kişisel veri niteliğindeki TC kimlik numarasını ele geçirip, katılanların yargılandıkları dava dosyasına ilişkin kayıtlara ulaşıp bu kayıtları diğer bir siyasi partinin seçim mitingi sırasında dağıttıkları iddia edilen olayda yerel mahkemenin sanıkların eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu kapsamında kaldığına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığının kabulü̈ gerekir. ( Yarg. 12. CD. 2015/14964 E., 2017/4003 K., Karar Tarihi: 16.05.2017)
[15] Sanığın adına ve Antalya’da bulunan adresine kayıtlı ADSL hattı üzerinden 12.04.2007 tarihinde “88.226.178.19” IP numarası ile “temizhava” isimli arkadaşlık web sitesine “canans” rumuzu kullanılarak oluşturulan profilde, katılanın rızası dışında telefon numarası ile gezip eğlenmeyi seven erkeklerle tanışmak istediği bilgisine yer verildiği, siteye giren kişilerce katılanın telefonuna çeşitli mesajlar gönderildiği olayda; Katılanın, suçun Antalya ilinde işlenmesinden bir gün sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına bizzat şikâyette bulunarak sanığın kızı ile aralarında bulunan husumetten dolayı eylemi sanığın gerçekleştirdiğine dair beyanı; katılana ait telefon numarasının verildiği arkadaşlık sitesindeki üyelik işleminin, sanığın adına kayıtlı ADSL hattını kullanan bilgisayar üzerinden gerçekleştirildiğine ilişkin bilirkişi raporu ile Yeni Medya Elektronik Yayıncılık ve Türk Telekominikasyon Anonim Şirketi yazıları karşısında; sanığın, eylemin evlerine gelen katılan tarafından gerçekleştirildiği ve kendisine komplo kurulduğuna dair savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü ile itibar edilemeyeceği cihetle, üzerine atılı verileri hukuka aykırı yayma suçunu işlediği kabul edilmelidir (Yargıtay CGK – Karar:2017/363).
[16] Yarg. 12 CD. 29.09.2014 tarih, 2014-5104 Esas, 2014-18858 Karar.
[17] DÜLGER, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, s.581.
[18] Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesinde zabıt katibi olarak görev yapan şikâyetçi …….’ın Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2014/5258 takip dosyasına taraf olarak eklenerek malvarlığının sorgulanıp raporunun alındığına dair şikâyeti ve söz konusu işlemin Konya 14. İcra Müdürlüğünde icra katibi olarak görev yapmakta olan şüpheli …’ın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemindeki portalından gerçekleştirildiğine dair belge örnekleri nazara alındığında, şüpheli … hakkındaki delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01.06.2017 tarihli ve 2017/26111 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karsı yapılan itirazın kabulü̈ yerine yazılı şekilde reddine ilişkin mercii Konya 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.06.2017 tarihli ve 2017/3779 değişik is sayılı kararında isabet görülmemiş olup, Hükmün bozulması gerekmiştir. ( Yarg. 12. CD. 2017/12083 2018/2539 Karar Tarihi: 07.03.2018)
[19] Yarg. 12. CD. 2016/2351 2017/5587 Karar Tarihi: 28.06.2017
[20] Köşe yazarı olarak çalışan katılanın, sanığın genel yayın yönetmenliğini yaptığı gazetede
yazdığı kösesinde kullanılan fotoğrafının, katılanın rızası olmadan arkadaşlık sitesine konulması eyleminin, kanun maddesinde düzenlenen, kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Yarg. 12. CD., 2011/20072 E., 2012/12126 K., Karar Tarihi: 15.05.2012)
[21] DÜLGER, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, s.593.
[22] Murat Volkan DÜLGER, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Türk Ceza Kanunu Bağlamında Kişisel Verilerin Ceza Normlarıyla Korunması, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 3 (2), Güz 2016, s. 136
[23] KOCA-ÜZÜLMEZ s. 75
[24] DÜLGER, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku,s.543.
[25] ÖZGENÇ, s.203.
[26] Mehmet Emin ARTUK– Ahmet GÖKCEN- A. Caner YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, Ankara-2006, s.22.
[27] Murat Volkan DÜLGER, Bilişim Suçları ve İnternet İletişimi Hukuku, 7. Bası, 2018, İstanbul, Seçkin Yayıncılık, s. 678.
[28] Mehmet Emin ARTUK– Ahmet GÖKCEN- A. Caner YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara-2007, s.21; ÖZGENÇ, İzzet. Türk Ceza Hukuku, Genel Hükümler, 2. Bası, Seçkin Yayıncılık, Ankara-2007, s.177.
[29] DÜLGER, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, s.538.
[30] KOCA-ÜZÜLMEZ s. 81
[31] HAFIZOĞULLARI, s.21
[32] DÜLGER, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, s.590.
[33] DÜLGER, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, s.540.
[34] ÖZGENÇ, s 273
[35] Kayıhan İÇEL-A. Hakan EVİK, İçel Ceza Hukuku Genel Hükümler, 4. Bası, Beta Yayıncılık, İstanbul-2007, s.84
[36] KOCA-ÜZÜLMEZ s. 75
[37] KOCA-ÜZÜLMEZ s. 81
[38] KOCA ÜZÜLMEZ s. 86
[39] Korff DOUWE, ,EC Study on the Protection of the Rights and Interests of Legal Persons with Regard to the Processing of the Personal Data Relating to Such Persons, (Study Contract ETD/97/B5-9500/78), s.32.
[40] DÜLGER, Kişisel Verilerin Korunması Hukuku, s.560.
[41] DARENDE M. İlhan, Yeni TCK’da Olası Kast ve Bilinçli Taksir,
www.turkhukuksitesi.com,erişim tarihi :12.11.2007
[42] KOCA ÜZÜLMEZ s.81
[43] ARTUK-GÖKCEN-YENİDÜNYA, Özel Hükümler, s.33
[44] Sedat Erdem AYDIN, AİHM İçtihatları Bağlamında Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu, İstanbul, Aralık 2015, s.140.
, Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu, s. 140.






