

MAĞDURUN KANUN YOLLARINA BAġVURU HAKKI
Av. Murat SADAK
ÖZET
Bu çalıĢmayla, mağdura tanınan kanun yoluna baĢvurma hakkının teorik niteliği, bu çerçevede söz konusu haktan faydalanma imkânına sahip ola- cak mağdur tanımının içeriği inceleme konusu yapılmıĢtır. Bununla bir- likte mağdura tanınmıĢ olan kanun yollarına baĢvuru imkânının ne Ģekil- de kullanılabileceği, bu çerçevede hangi usul ve esaslara dikkat edilmesi gerektiği, mevcut mevzuat dikkate alınmak suretiyle ayrıntılı Ģekilde incelenmeye çalıĢılmıĢtır.
Son yıllarda yapılan yasal çalıĢmalarla, sanık ve mağdur haklarının den- gelenmesine çalıĢılmaktadır. Mağdura ceza muhakemesinde daha aktif katılması için haklar tanınmıĢtır. Mağdur, sanığa daha ağır bir ceza ve- rilmesi amacıyla bir üst derece mahkemesine baĢvurma hakkına sahiptir. Mağdurun sahip olduğu haklar içinde en önemlisi budur. Yalnız mevzua- tımız açısından mağdurun kanun yoluna baĢvurabilmesi için suçtan doğ- rudan doğruya zarar görmesi gerekir. Ancak, Ceza Muhakemesi Kanunu- nun 234/6‟ncı maddesindeki düzenlemeye göre, davaya katılmayan mağ- durun kanun yoluna baĢvurma hakkı yoktur. Buna karĢın CMK 260/ 1‟in- ci maddesinde katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüĢ bu- lunanların da kanun yollarına baĢvuracağı düzenlenmiĢtir.
Anahtar Kelimeler: Yaralanma, ġikâyet, Mahkeme, Temyiz, Sanık. ABSTRACT
In this study, the theoretical qualification of the right to go to law which is granted to the injured party and within this framework, the content of the definition of „injured party‟ who will have the opportunity to benefit from the aforesaid right were analyzed. In addition to this, we examined in detail, by considering the existing regulations, how „right to go to law‟ which is granted to the injured party will be exercised and in this context which procedures and principles have to be taken into consideration.
The rights of the defendant and the injured party are tried to be balanced with the legal studies done in recent years. There are certain rights granted to the injured party in order to participate in criminal procedures
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
more actively. The most significant right in all these rights is that the injured party, who is not satisfied by the rule of the court of first instance, has a „right to apply to the Supreme Court‟ for the purpose of imposing heavier sentence on defendant. However, according to our regulations, the injured party has to be damaged directly by the crime itself in order to be able to go to court. Besides he/she is obliged not to withdraw the ap- peal in proceeding instance.
In reference to the provision no. 234/6 of the Code of Criminal Proce- dure, the injured party who did not participate in proceedings has no right to go to court. On the other hand, it is regulated that the persons who were damaged by the crime in the manner that they are able to be „inter- vening party‟ shall have a right to go to court.
Keyword: Injured, complainant , intervener, court, appeal, accused, to bitch…
GĠRĠġ
Ceza Muhakemesi Kanununun amacı; yeterli ve hukuken geçerli kanıtlar-
la suçun maddi öğesini aydınlatmak, sosyal düzenin korunması ile bire-
yin hak ve özgürlüklerine saygı arasında bir denge kurulması suretiyle,
gerçeği ortaya çıkarmak ve yasa yollarının açık bulunduğu dürüst yargı-
lama ilkesine uyarak doğru ve adil yaptırımlara hükmedilmesini sağla-
1
maktır . Daha öz bir ifadeyle ceza yargılamasının temel amacı gerçeğe
2 ulaĢmaktır. .
Ancak ceza muhakemesinin bu temel amacının gerçekleĢtirilmesi, diğer bir deyiĢle adaletin sağlanması hiç kuĢkusuz hukuki bir takım aksaklıkla- rın giderilmesi ile paraleldir. Bu çerçevede mahkeme kararlarında rast- lanması olası hukuka aykırılık ve yanlıĢlıkların ortadan kaldırılması, yar- gılamanın taraflarında ve dolaylı olarak toplumda güven duygusunun yer- leĢmesi, anılan hükümlere karĢı kanun yollarının açık bulunmasıyla ola- naklıdır. Bu aynı zamanda adil yargılama ilkesinin en önemli öğe ve ge-
3 rekliliklerinden birini oluĢturmaktadır .
Bütün bu geliĢmelerin neticesi olarak özellikle adalet idesinin tam anla- mıyla ve hakkıyla gerçekleĢtirilebilmesi açısından gerek mevzuatımızda
1
lanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Ankara- 2007, s.195.
Mehmet Rifat BABACANLI, Ceza Muhakemesinde Mağdurun Korunması, Yayın-
214
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
gerekse bu mevzuatın içtihatlara yansıması bakımından uygulamada re- form niteliğinde bir takım çalıĢmalara öncelik verilmiĢ bulunmaktadır. Bu itibarla son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle, baĢta sanık ve mağ- dur haklarının dengelenmesi olmak üzere, mağdurun uğradığı zararların muhakeme içinde ve dıĢında faille mağdur arasında uzlaĢma olanağı sağ- lanarak bireysel düzeyde çözülebilmesi için gerekli adımlar atılması gibi önemli bir takım geliĢmelere hız verilmiĢ bulunmaktadır.
Ceza muhakemesi hukukunun çağa ayak uydurulabilmesi ve bu çerçeve- de geniĢ bir perspektif dâhilinde toplumsal adalet ve güven duygusunun sağlanması bakımından son derece özel öneme sahip olan ceza yargıla- masının gerçeğe uygun veri ve sonuçlar ihtiva etmesi için suçtan zarar gören bireylere kanun yollarına baĢvuru hakkı tanınmıĢtır.
Mağdurun kanun yollarına baĢvuru hakkı, sanık-mağdur arasında gerek
hak ve gerekse de hak arayıĢı anlamında denge kurulmasına hizmet eden
çok önemli bir nitelik ortaya koymuĢ bulunmaktadır. Dahası bu Ģekilde
suç mağduru olan kiĢilerin katılan sıfatıyla ceza yargılamasına dâhil ola-
rak iddia görevini kamu ile birlikte üstlenmesi, suçların cezasız kalmadığı
yönünde vicdani tatminin sağlanması ve bu itibarla bireylerde oluĢan öç
alma duygusunun engellenmesi sonucuna ulaĢmak da mümkün hale gel-
4
miĢtir . Esasında ilkel toplumların ceza uygulamalarında esas amacın,
mağdurun tatmini, onun uğradığı zararların tazmini olduğu bilinmekte-
5
dir . Buna karĢın modern ceza hukukunun amacı ise sanık-mağdur den-
gesini korumaktır.
Bu derece önemli hale gelen söz konusu yasal geliĢmeler dâhilinde ça- lıĢmamda öncelikli olarak mağdura tanınan kanun yoluna baĢvurma hak- kının teorik niteliği, bu çerçevede söz konusu haktan faydalanma imkânı- na sahip olacak mağdur tanımının içeriği inceleme konusu yapılmıĢtır. Akabinde çalıĢmamızın ana niteliğini oluĢturan mağdura tanınmıĢ olan kanun yollarına baĢvuru imkânının ne Ģekilde kullanılabileceği, bu çerçe- vede hangi usul ve esaslara dikkat edilmesi gerektiği mevcut mevzuat dikkate alınmak suretiyle ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmuĢtur. Bu bağlamda söz konusu kanun yollarına baĢvuru açısından mağdurun sahip olduğu sıfatın katılan olduğu hususunun temellendirilmesine özen göste-
4
Doğan SOYASLAN, Ceza Muhakemesi Hukuku, GüncelleĢtirilmiĢ 2. baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2006, s.450; Ġbrahim KESKĠN, Yargıtay Kararlarında Kamu Da- vasına Katılma, www.adalet.gov.tr, eriĢim. Tarihi: 27.04.2008.
5
Matbaası, Ġstanbul 1977, s.179.
Sulhi DÖNMEZER, “Devlet ve Suç Mağduru ĠliĢkisi”, Onar Armağanı, Fakülteler 215
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
rilmiĢtir. Bu çalıĢmada, öğretideki görüĢlere ve bunun yanında Yüksek Mahkeme‟nin bir takım içtihatlarına yer verilmiĢtir.
I. MAĞDURUN KANUNĠ YOLLARA BAġVURU HAKKI
A. Kavramsal Olarak Mağdur
Mağdura tanınan kanuni yollara baĢvuru hakkının kuramsal yapısının ortaya konabilmesi için öncelikli olarak bu haktan faydalanacakların çer- çevesinin tespiti yerinde olacaktır. Bu bakımdan kanuni yollara baĢvurma hakkından yararlanma anlamında suçtan doğrudan doğruya zarar gören kimse olarak tanımlanan mağdur6 kavramını suçla korunan hak ve men- faati doğrudan doğruya zarar gören olarak tanımlamak mümkündür. An- cak bu tanım doğrultusunda, yasa metninde yer verilen suçtan zarar gören kavramını, suçtan dolaylı biçimde zarar gören olarak da kabul etme zo-
7
runluluğu doğmaktadır . Buna karĢın öğretide, suçtan zarar gören kavra-
mının dar bir Ģekilde yorumlanması gerektiği ve dolayısıyla zarar görenin
bu tabir dıĢında kalması ve ancak doğrudan doğruya zarar görenlerin
8 katılan olabilmenin Ģartı olmalıdır görüĢü de vardır .
Bununla birlikte söz konusu tanımlamalara rağmen Ģikâyetçinin suçtan
zarar gören olduğu hatırlanacak olursa (TCK m.73), doğrudan doğruya
zarar gören (mağdur) dıĢındaki dolaylı zarar görenlerin de Ģikâyetçi sayı-
lıp sayılamayacağı ve dolayısıyla bu haklardan yararlanıp yararlanmaya-
cağı sorusu çözümlenmesi gereken önemli bir husus olarak ortaya çık-
9
maktadır . Öğretide de savunulmakta olan suçtan doğrudan doğruya zarar
gören her zaman suçun doğrudan doğruya mağduru olmayabilir10 görüĢü doğrultusunda, mağdurun yalnızca doğrudan zarar gören olarak tanım- lanması yönündeki bir yaklaĢımın gerek yasal haklardan yararlanacak olanların kapsamını önemli ölçüde daraltacak olmasından dolayı ve ge- rekse ceza muhakemesinin gerçeğe ulaĢma amacı açısından bir takım sakıncaları beraberinde getirmesi nedeniyle mağdur kavramının yalnızca suçtan doğrudan zarar gören olarak sınırlamanın yerinde olmayacağı ka- nısındayız.
6 Ejder YILMAZ, Hukuk Sözlüğü, GeniĢletilmiĢ 6. Baskı, Yetkin Yayınları, s.547
7
EriĢim tarihi: 25.04.2008.
Nur CENTEL, Hamide ZAFER, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayıncılık, Ġs- tanbul 2006, s.732.
216
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
Tüm bu açıklamalarımıza rağmen Türk Ceza Kanunu uygulaması anla- mında mağdur kavramıyla doğrudan doğruya zarar gören anlaĢıldığından, bu durumda hukuk uygulamasının getirdiği bir mecburiyet anlamında Ģikâyetçi ile kimin kastedildiğini ortaya koymak gerekir. Bu itibarla Ģikâ- yet, suçtan zarar gören kimsenin yetkili makamlara o suçun soruĢturul-
11
ması ve kovuĢturulması istemini açıklamasıdır . ġikâyetçi ise söz konu-
su bu yakınmasını yapan kimseye denilir.
12 ġikâyete hakkı olanlar kural olarak suçtan zarar gören kiĢidir . Suçtan
zarar gören, suçla haklı bir yararı ihlal edilen kimsedir. Örneğin hakaret
suçunda kendisine hakaret edilen kimse o suçtan dolayı Ģikâyet hakkına
13 sahiptir .
Suçtan zarar görenin küçük veya akıl hastası olması durumunda yasal temsilcileri onlar adına Ģikâyet hakkını kullanabilirler. Yine suçtan zarar görenin avukatı vekil sıfatıyla onun adına Ģikâyet hakkını kullanabilir.
Eski Ceza Muhakemesi Yasasının aksine, 5271 sayılı yeni Ceza Muha- kemesi Yasasında mağdur ile Ģikâyetçinin soruĢturma ve kovuĢturma evresindeki hakları geniĢletilmiĢ ve muhakemede daha fazla söz sahibi olmaları sağlanmıĢtır (CKM 233–236 m.).
B. Kanun Yoluna BaĢvuru Hakkı
1. Genel Olarak
Bu hak bakımından öncelikle belirtilmesi gereken nokta, bu hakkı kulla- nacak olanların, yasada öngörülen çarelerden istedikleri birini seçmeleri- nin mümkün olmadığı, fakat belirli konularda yasada öngörülen yollardan
14
uygun olana baĢvurmak mecburiyetinin oluĢudur
.
KiĢinin yasal çareden yararlanabilmesi iki temel koĢula bağlanmıĢtır. Bunlar, yasanın ilgiye yasal çareden yararlanma hakkını tanımıĢ olması
bul 2005, s. 450.
15
le yasanın tanıdığı, bir çıkarın zedelenmiĢ olması koĢulu daha da önem
ve kiĢinin yasal çareye baĢvurmakta bir çıkarının bulunmasıdır
. Özellik-
217
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
taĢır. Böyle bir çıkarın bulunmadığı durumda yasal çareden yararlanmak
16 mümkün olmadığı gibi, bir denetlemede mümkün olmayacaktır . Yasa
yollarına baĢvurmadaki temel kural, kiĢilerin yasal çarelere baĢvururken, kendi çıkarlarını ileri sürmeleridir.
2. Davaya Katılmayan Mağdurun Kanun Yollarına BaĢvuru Hakkı
Ceza Muhakemesi Kanunu‟nun 234/6 maddesindeki düzenlemeye göre, davaya katılmayan mağdurun kanun yoluna baĢvurma hakkı yoktur. Buna karĢın CMK 260/1 maddesine göre ise katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüĢ bulunanlarında kanun yollarına baĢvuracağı düzen- lenmiĢtir. Bu iki hüküm birbiriyle çeliĢen hükümlerdir. Bu husus ise Ceza Muhakemesi Kanunu‟ndaki uyum dengesinin olmadığının bir göstergesi- dir. Kanun koyucu ilkin kanun yollarına baĢvurmanın ön Ģartının katılan olması gerektiğini belirtirken daha ileriki maddede ise buna gerek olma- dığını düzenlemiĢtir. Esasında kanun yollarına baĢvurmanın ilk Ģartı suç- tan zarar görmektir. Suçtan zarar gören mağdurun kanun yollarına baĢ- vurmasının önünde hiçbir engel yoktur.
17
Yargıtayınbirkararında ,“Suçtandoğrudanzarargörmeyenvemüdahil
sıfatını iktisap etmeyen Posta İşlemesi Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin CMUK’un 317’nci maddesi uyarınca reddine,” bir baĢka kara-
18
rında , “5271 sayılı CMK nun 237 ve devamı maddeleri uyarınca davaya
usulen katılıp, müdahil sıfatı almayan ve 15.02.2007 günlü oturumda “davaya katılmak istemiyorum” şeklinde beyanda bulunan mağdurenin hükmü temyize hakkı bulunmadığından mağdure müdafinin temyiz isteği- nin 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gözetilerek CMUK nun 317. maddesi uyarınca reddine,”hükmedilmiştir.
Yargıtay kararlarında da görüldüğü gibi kanun yoluna baĢvurmanın ön Ģartı, davaya katılmak ve bunu geri almamaktır. Nitekim Ceza Muhake- mesi Kanununun 260. maddesinde kanun yollarına baĢvuracak kiĢiler belirtirken; “katılan sıfatını alabilecek derecede suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolu açıktır” ifadesi kullanılmıĢtır. Burada katılma talebi olmayan mağdurun kanun yollarına baĢvuracağı anlaĢılmaktadır. Önemli olan mağdurun katılan olabilme Ģartlarını taĢıyabilmesidir. Nite-
tihat Programı
18 Yargıtay 5. CD. 2008/1766 E. 2008/1053 K. 21.02.2008 T. Kaynak: www.adalet.
gov.tr, EriĢim tarihi: 25.04.2008
218
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
kim aĢağıda verdiğimiz Ceza Genel Kurulu‟nun kararında da bu husus
19 açıkçadilegetirilmiĢtir .
Mağdur kovuĢturma esnasında Ģikâyetçi olmadığını bildirdiği takdirde, davaya katılma hakkını kaybedeceğinden dolayı kanun yollarına baĢvur- ma hakkını da kaybeder. BaĢka bir ifadeyle, katılanın Ģikâyetten vazgeç- mesi davaya katılmayı hükümsüz kılmaktadır. Davaya katılmadan vazge- çen veya katılma talebini geri alan mağdurun hükmü temyiz etme hak ve yetkisi de yoktur.
3. Davaya Katılanın Mağdurun Kanun Yollarına BaĢvuru Hakkı
Suçtan zarar görenin ve mağdurun kamu davasına katılarak savcının ya-
20
nında yer almasına, davaya müdahale veya davaya katılma denir . Katı-
Bu karara karşı mağdur vekilinin başvuruda bulunması üzerine Özel Daire “mağdur vekilinin 15.12.2003 günlü dilekçesi ile yaptığı davaya katılma talebi konusunda olumlu veya olumsuz karar verilmemesi,” isabetsizliğinden hükümü bozmuştur… Yargıtay C.Başsavcılığı ise, duruşma sırasında şikâyetinden vazgeçen mağdurun da- vaya katılma isteminin karara bağlanmasının sonuca etkili olamayacağını, bu sebep- le başvurunun reddi gerektiğini belirterek itiraz yoluna başvurmuştur…
Mağdurun özgür iradesine dayalı olduğu saptanan duruşmadaki sözleri, sanıktan şi- kâyetçi olmadığı yönündedir. Gerek bu beyanın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulu- nan 1412 s. CYUY’nın 372. maddesi, gerekse sonradan yürürlüğe girip halen yürür- lükte bulunan 5271 s. CYY’nın 243. maddesine göre, katılanın şikâyetten vazgeçmesi davaya katılmayı hükümsüz kılmaktadır. Yerleşik yargısal kararlar da, kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçen kimsenin davaya katılma hakkının bulunmadığı yo- lundadır. Bu durumda, özgür iradesiyle sanık hakkında şikâyetçi olmadığını kovuş- turma aşamasında açıklayan reşit mağdur Hasan Akyayla’nın davaya katılmasına kanuni olanak bulunmamaktadır. …
Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma ilamının kaldırılmasına, mağdur Hasan Akyayla vekilinin başvurusunun reddine, mağdur ve- kilinin temyiz isteminin reddine ait Yerel Mahkeme kararının onanmasına karar ve- rilmelidir….” 2006/9-155 K: 2006/158 T: 13.06.2006 (kaynak: corpus içtihad prog- ramı)
219
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
lan, Cumhuriyet Savcısının yanında bireysel iddia makamını iĢgal etti-
21
ğinden dolayı ceza muhakemesinin sujesidir
.
Katılan, savcının yanında yer almakla ve onun yetkilerini kullanabilmek- le birlikte, ondan bağımsız bir süjedir. Bir baĢka ifadeyle, katılan savcıyla beraber kamu davasında iddia makamını iĢgal eder ve iddiacılık görevini yapar. Katılandan söz edildiği durumlarda, savcı tarafından açılmıĢ bir kamu davası ve suçtan zarar gören olan fert tarafından açılmıĢ bir baĢka
22
ceza davasının birlikte yürünmesi söz konusudur . Katılan, savcının ya-
nında bireysel iddia makamını iĢgal eder. Bu halde iddia makamı, Cum-
23
huriyet Savcısı ve mağdur/suçtan zarar gören tarafından paylaĢılır
.
Katılan her ne kadar savcıdan bağımsız ise de bir kamu davasını harekete
geçiremez. Katılma talebinin söz konusu olabilmesi için, öncelikle savcı
tarafından açılmıĢ bir davanın bulunması gerekir. Hukukumuzda, suç ba-
kımından ayrım ve sınırlama getirmeksizin, mağdurlara, genel olarak da-
vaya katılma olanağı tanımakla birlikte; her hukuk sisteminde, aynı dü-
24 zenlemeyoktur .
Katılan, katılma istemi karara bağlanmamıĢ veya reddedilmiĢ olan veya suçtan zarar gördüğü halde duruĢmadan haberdar edilmeyenin yasal tem- silcisi de ayrıca ve kendiliklerinden yasa yollarına baĢvurabilirler. Nite- kim Ceza Muhakemesi Kanunu‟nun 260/1 maddesi:
“Hâkim ve mahkeme ve kararlarına karşı Cumhuriyet Savcısı, şüpheli veya sanık, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve esi, davaya katılan, katılma istemi karara bağlanmamış veya reddedilmiş olan, katılan sıfatı- nı alabilecek biçimde suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.”
Bu hükümde üzerinde önemle durulması gereken bir husus vardır. Bu husus “….katılan sıfatını alabilecek biçimde suçtan zarar görmüş bulu- nanlar için…” ifadesidir. Kanun koyucu bu düzenlemeyle katılan sıfatını almadan kanun yollarına baĢvurabilmenin yolunu düzenlemiĢtir. Burada karĢımıza iki soru çıkmaktadır: Birincisi, duruĢmayı takip eden mağdurun durumudur. Suçtan zarar gören mağdur, duruĢmaya gelip Ģikâyetinden vazgeçmemesi Ģartıyla kanun yollarına baĢvurabilecektir. Ġkinci soru ise
220
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
duruĢmaya hiç gelmeyen mağdurun kanun yollarına baĢvuru hakkı olup olmadığıdır. Kanımca, bu durumdaki suçtan zarar gören mağdurun her halükarda kanun yoluna baĢvuru hakkı bulunmaktadır. Çünkü yargılama yapmak mahkemenin dolayısıyla devletin görevidir. Bu noktada mahke- meye güvenen mağdurun duruĢmaya girmesine gerek yoktur. Bundan dolayı hiç duruĢmaya gelmeyen mağdurun da kanun yollarına baĢvurabi- leceğini kabul etmemiz gerekir. Nitekim bu konuda yasal bir kısıtlılık da yoktur.
Cumhuriyet Savcısınca Ģüpheli veya sanık aleyhine yasa yoluna gidilen karar, bunu inceleyen mahkeme veya hâkim tarafından istekle bağlı ol- maksızın onların yararına bozulabilir, değiĢtirilebilir. Bu durum katılanın
25
baĢvurusunda da geçerlidir . Öte yandan katılanın kanun yoluna baĢvu-
rusu üzerine karar bozulduğunda, savcı iĢi takip etmek zorundadır. Nite- kim bu durum kovuĢturma zorunluluğu ilkesinin doğal bir sonucudur. Belirtelim ki, bu düzenleme, suçtan zarar görenlerin kanun yoluna baĢvu- rarak davaya katılmalarına olanak sağlayacak niteliktedir.
Yasa yoluna baĢvuru hakkından söz etmek için, mahkemenin ya da yar- gıcın kararını vermiĢ ve iĢten elini çekmiĢ olması gerekir. Bir baĢka anla- tımla, yasal çare konusu olabilecek bir kararın doğmuĢ, ortaya çıkmıĢ olması Ģarttır. Aksi takdirde bu yollardan faydalanmak mümkün değildir. Bunun önemi, haktan vazgeçme kavramında ortaya çıkmaktadır.
Katılanın baĢvurusu, sanık hükmü temyiz etmemiĢ olsa bile onun lehine
sonuçlanabileceğinden dolayı mağdur veya suçtan zarar görenin aleyhi-
26
nedir . Sanık bu bakımdan kendisine yönelik mahkeme kararını temyiz
etmeyerek bir nevi verilen hükmü peĢinen kabullenmiĢtir. Ancak mağdur veya suçtan zarar gören hükmü tatmin edici bulmayarak sanığın tüm ör- tülü kabulüne rağmen kararın temyizi yoluna gitme imkânını kullanmak isteyebilir. Bununla birlikte her ne kadar mağdur tarafından bu tür bir hukuki imkân kullanılsa dahi katılan adı altında yapılacak bu temyiz baĢ- vurusunun sanık lehine sonuç vermesi ihtimali vardır. Dolayısıyla katıla- nın temyiz baĢvurusunun sanık lehine sonuç vermesinin mağdurun adalet duygusunu zedeleyeceği açıktır. Bundan dolayı katılan için de “aleyhe bozma yasağı” getirilmelidir. Bu suretle sanık ile mağdur arasında bir denge sağlanabilir.
221
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
Katılan, adres değiĢikliklerini mahkemeye bildirmek zorundadır. Öğreti-
de, “katılan, bu bildirim olmadığı takdirde davasını geri almıĢ sayılmalı-
27
dır”, görüĢü mevcuttur . Bu görüĢte olan yazarlara göre, duruĢmalarda
hazır olmayan müdahile karar bildirilmesi gerektiği, bu bildirimin yapıl- ması ve belli sürelerin geçmesiyle kararın kesinleĢmesini sağlayacağın- dan dolayı adresini değiĢtirip bunun bildirmeyen katılanın davasını geri
28
aldığının kabulü gerektiği kabul edilmelidir . Biz bu görüĢe katılmıyo-
ruz. Çünkü adres değiĢikliği bildirmek her ne kadar katılan için bir ödev
de olsa bu ödevin ihlalinde böyle bir yaptırım söz konusu olamaz. Bu-
29
nunla birlikte katılanın davasını geri alması sarih olmalıdır . Katılanın
duruĢmaya gelmemesi zimmî geri alma sayılmadığı gibi adres değiĢikli- ğinde bildirilmemesi de geri alma sayılmaz. Ayrıca CMK‟nın 158/ 6‟ncı maddesinde düzenlenen “Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur” hükmü karĢısında adres değiĢikliğini bildirmeyen katıla- nın davasını geri almasını kabul etmemiz mümkün değildir.
Katılan, temyiz yasa yolunda duruĢmalı incelemeye tabi bir iĢte, incele-
menin duruĢmalı yapılmasını isteyebilir ve duruĢmada hazır bulunur.
(CMK. 299. m.) CMK, bu düzenlemeyle önceki yasanın bu eksiğini ta-
30
mamlamıĢtır .MülgaolanCezaMahkemeleriUsulüKanununun318‟in-
ci maddesi gereğince müdahilin duruĢma talep yetkisi yoktu.
4. BaĢvurma Süresi ve Biçimsel KoĢullar
a) BaĢvurma Süresi
Yasal yollara baĢvuru, istisnalar dıĢında belirli sürelere bağlanmıĢtır.
Kanun yollarına baĢvuru süresi yedi gündür. Kanun yolu süresi, katılan
hazır ise hükmün tefhiminden, değilse tebliğ tarihinden itibaren iĢlemeye
31
baĢlar . Öte yandan bu süreler hak düĢürücü süreler olup, kesin süreler-
27 28 29 30 31
CENTEL, ZAFER, a.g.e. s.742; YURTCAN, a.g.e., s.192 YURTCAN, a.g.e., s.192
KUNTER, YENĠSEY, NUHOĞLU, a.g.e. s.245 YURTCAN, a.g.e. s.583
“Yokluğunda verilen kararın müdahil …’e tebliğ edildiğine dair dosyada herhangi bir belgeye rastlanılmadığından varsa eklenmesi, aksi takdirde kararın müdahile, usulü- ne uygun olarak tebliğ edilerek tebellüğ belgesinin verildiği takdirde temyiz dilekçe- sinin de dosyaya konulduktan sonra iade edilmesi için mahalline gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine..” Yargıtay 2. CD, 12.9.2001 T ve E.2001/30054, K.2001/15301. kaynak: Kazancı Ġçtihat Programı
222
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
dir. Süreler aĢıldıktan sonra kanun yoluna baĢvurulamaz. Katılmadan önce verilmiĢ olan kararlar, mağdura tebliğ edilmez. Bu kararlara karĢı kanun yoluna baĢvuru konusunda Cumhuriyet savcısına tanınan sürenin geçmesiyle, katılan da baĢvuru hakkını kaybeder.
b) BaĢvurmanın biçimsel koĢulları
aa) Yazılılık
Kanun yoluna baĢvuruların yazılı olması kuraldır. Bununla birlikte sözlü beyanların mahkeme kâtibince tutanağa geçirilmesi yoluyla da baĢvuruda bulunmak mümkündür (m.268,273 v.b.).
bb) BaĢvuru mercii
Kural olarak kanun yoluna baĢvuru, kararı vermiĢ olan mahkemeye yapı- lır. Örneğin, asliye ceza mahkemesi karar vermiĢse, yasa yoluna baĢvuru bu kararı veren asliye ceza mahkemesine yapılır. Görevli ve yetkili olma- yan bir mahkemeye baĢvuru halinde bu merci, kendisine yapılan baĢvu- ruyu derhal görevli ve yetkili olan mercie gönderir (CMK 264 m.).
III. DAVAYA KATILAN OLABĠLME ġARTLARI
A. Suçtan Zarar Görmek
32
Suçtan zarar görme kavramı kanunumuzda tanımlanmamıĢtır. Mağdur ya da suç kurbanı kavramları, suçtan zarar gören kavramı ile yakın kavram-
33
Katılan olabilmek için öncelikle iĢlenen fiilden zarar görmek gerekir .
lardır, fakat bu iki grup bazen uyuĢtukları halde, bazen farklı olabilirler Örneğin bir adam öldürme fiilinde mağdur ya da suç kurbanı öldürülen kiĢidir. Ancak bu adam öldürme suçunda suçtan zarar görenler, bu kiĢinin ölmesinden ötürü bazı hakları ve çıkarları zedelenenlerdir. Fakat bir mü- essir fiilde mağdur ile suçtan zarar görenlerin birleĢtiğini söylemek müm- kündür. Öte yandan suçtan zarar gören birden fazlaysa her birinin davaya katılma hakkı vardır.
.
32 “Suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen RTÜK’ün müdahilliğine karar verilmesi temyize hak bahsetmeyeceği cihetle temyiz inceleme isteğinin CMUK’un 317. madde- si gereğince istem gibi reddine” Yargıtay 7. CD. 1.10.2001, T. 13091-14564, bkz. Haydar EROL, Ġçtihatlı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, PYS Matbaacılık, An- kara 2002, s. 880.
33 YURTCAN, a.g.e, s. 186.
223
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
34
Yargıtay‟ın bir kararına göre , “Kamu davasında katılan sıfatını alabil-
menin en önemli koşulu suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş olmak- tır. Dolaylı zararlar nedeniyle kamu davasına katılma olanaklı değildir. Bu nedenle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen bir kimsenin CUMK’nın 365’inci maddesi uyarınca kamu davasına katılamayacağı gibi, yasa yollarına başvurma hak ve yetkisi de bulunmamaktadır.”
35
Suçtan zarar gören kavramı bir yargılama hukuku kavramıdır . Bunun
ilk dayanağı, bu kavramın yargılama yasasında yer alması teĢkil eder.
Ancak bu önemli bir dayanak değildir, çünkü bu kavram bir ceza yasa-
sında ya da özel yasada da yer alabilir. Suçtan zarar gören kavramının bir
yargılama hukuku kavramı olduğu daha çok, bu tanıma giren kiĢilere
yargılama sırasında bazı yetki ve ödevlerin verilmesinde kendini göste-
36 rir .
Hâkim, bir olayda suçtan zarar görenin sınırlarını belirlerken, sanığa yük-
lenen fiille haklı bir çıkarı zedelenen kiĢinin zararını tanımlamak duru-
37 mundadır .
AĠHM uygulamasında, ilke olarak baĢvurucunun mahkemeye baĢvura- bilmesi için sözleĢme ve protokoller ile korunan hak ve özgürlüklerin ihlal edilmiĢ olması, doğrudan ve gerçek mağdur olması ve ilgili karara
38
bağlana kadar da mağduriyetinin devam etmesi gereklidir . BaĢka bir
ifadeyle, mağdur olan kiĢinin söz konusu ihlale iliĢkin olarak mahkemeye baĢvurması için zarar görmüĢ olması Ģartı aranmaz. Ancak, sözleĢme veya protokollerin korumadığı sadece ulusal hukukta tanınan bir hakkın ihlal edilmesi halinde kiĢi sözleĢmedeki hakların ihlalinden dolayı mağ-
39
dur sıfatını kazanmayacağından dolayı AĠHM‟ne baĢvuramaz . Nitekim
AĠHM‟nin bir kararına göre, “Ölen kişinin yakınlarında mağdur sıfatıyla dava açmasını kabul etmiştir. 13.01.2005 tarihli Ceyhan Demir ve Diğer- leri-Türkiye kararında, terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle cezasını çekmek iken tutuklular ile güvenlik kuvvetleri arasında çıkan bir çatış- mada K.D.’ni hayatını kaybetmesi ve bunun üzerine yakınlarının mahke-
rucu ve Mağdurluk Statüsü”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S:66, 2006, s.125
224
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
meye mağdur sıfatıyla başvurularını incelememiştir. Hükümet, ilk itira- zında başvurucuların mağdur statüsü olmadığı, gerekçesiyle yapılan baş- vurunun mahkemece reddedilmesini talep etmiştir. AİHM ise kararında İnsan hakları Avrupa Sözleşmesi’nin altında yatan hedefin, temel hakla- rın ihlalinden dolayı mağdur olan kişilere somut ve pratik bir vermek
40 olduğunu belirtmiştir .
B. Davaya Katılma Ġradesinin Açıklanması
Mağdurun katılan olabilmesi için davaya katılma iradesini açıklaması ge-
rekir. Bu katılma isteğinde ise ceza davasına katılmayı gösteren bir tabir
41 kullanmasıyeterlidir .
Katılma istekleri mahkemeye verilen yazılı bir dilekçeyle yapılabileceği gibi zabıt kâtibine yapılacak sözlü bir beyanla da olabilir. Mağdur davaya katılma talebini bu talebini içeren bir dilekçe vermek veya duruĢmada sözlü katılma baĢvurusunun tutanağa geçirilmesi suretiyle yapılacaktır (CMK 238/1 m.). Eski Ceza Muhakemesi Usul Kanununda mağdurun du-
42 ruĢmadasözlümüdahilolmatalebikabuledilmezdi .
Yasa koyucu, davaya katılma usulünü değiĢtirmek ve geniĢletmek iste- miĢ, duruĢmada tutanağa geçirilen sözlü beyanı davaya katılmak için ye- terli bulmuĢtur. Bu durumda hâkim Cumhuriyet savcısının görüĢünü al- dıktan sonra bu yönde bir karar verecektir.
DuruĢma sırasında suçtan zarar gören kiĢi Ģikâyetçi olduğunu ve sanığın cezalandırılmasını istediğini söylerse, kendisine davaya katılmak isteyip istemediği sorulacaktır. (CMK m.238/2). Bununla birlikte, CMK‟nın 260/ 1. maddesinde yasa yoluna baĢvurma hakkı bulunanlar arasında “katılma isteği karara bağlanmamıĢ bulunanlar” da sayılmıĢtır. Buradaki katılma isteği karara bağlanmamıĢ bulunanı davaya katılma hakkı bulunan kiĢi olarak anlamak gerekir.
42 “CMUK’un 366’ncı maddesindeki usule uygun biçimde dilekçe ile veya zapta geçiril-
mek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle davaya katılma isteğinde bu- lunmayan suçtan zarar gören mağdurun, duruşmadaki sözlü beyanına itibar edilerek davaya katılmasına karar verilmesi, mağdura müdahil sıfatını bahşetmeyeceği gibi, davayı temyiz etme hakkı da vermez.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.04. 1996 T. ve E.1996/4–71, K.1996/83. KESKĠN, a.g.m.
225
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
Suçtan zarar gören, davanın her aĢamasında katılabilir. Mahkeme kararı- nın Yargıtay tarafından bozulmasından sonra yapılacak yeniden yargıla- ma aĢamasında bile davaya katılmak mümkündür.
C. Sağ Olmak
KiĢi ancak sağ olduğu, yaĢayan bir varlık olduğu takdirde, ceza yargıla- ması içinde süjelik kazanabilir. Bu, gerek iddia ve gerekse savunma ma- kamları bakımından da aynıdır. Örneğin, ceza davası ancak yaĢayan bir sanık hakkında yürütülebilir. KiĢi öldükten sonra hakkında bir dava açıl- maz veya açılmıĢ olan bir davada sanık ölmüĢse davanın düĢmesine karar verilir.
Katılan ölürse mirasçılar kamu davasına katılarak yargılamaya devam
edebilirler. Ancak mağdur katılmadan önce ölmüĢse mirasçılar katılan
43 olamazlar .
D. Dava Ehliyetine Sahip Olmak
Gerek medeni ve gerek ceza yargılamasında, bir kiĢinin suçtan zarar gö- ren olarak davacı olabilmesi için temyiz kudretine sahip olması, ergin (reĢit) olması ve medeni hakları kullanmaktan kısıtlanmamıĢ olması ge- rekir.
Velayet altında bulunan kiĢinin velisi müdahale talebinde bulunabilir. Dava devam ederken velayet altında bulunan kiĢi onsekiz yaĢını bitirdi- ğinde davayı bizzat takip edebilir. Müdahale talebinde bulunan vesayet altında ise vasi, sulh hukuk mahkemesinden izin almak suretiyle katılma talebinde bulunabilir.
Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olmayanların yasal temsilci-
44 lerikatılmayoluyladavaaçabilirler .
E. Davaya Katılma Hakkının KaybedilmemiĢ Olması
Mağdurun davaya katılma hakkını kaybetmemiĢ olması gerekir. Bir baĢ- ka ifadeyle Ģikâyetinden vazgeçmesi veya Ģikâyetini geri almaması gere- kir. ġikâyetini bir kez geri aldıktan sonra bir daha geri alamaz. Bu itibarla katılan hakkını kaybettikten sonra bir daha katılan olamaz. Bundan dolayı yasa yollarına baĢvuruda bulunamaz. Nitekim CMK 243. maddesinde de,
43 SOYASLAN, a.g.e. s.454 44 SOYASLAN, a.g.e. s.451
226
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
katılan vazgeçerse katılmanın hükümsüz kalacağı hüküm altına alınmıĢ- tır.
SoruĢturma evresinde Ģikâyetten vazgeçilmesi davaya katılmayı engelle- mez. Ancak kovuĢturma evresinde Ģikâyetinden vazgeçen davaya katıla- mayacağı gibi, bu biçimde bir vazgeçme daha önce verilmiĢ bulunan
45 katılmakararınıdahükümsüzkılar .
III. KANUNĠ BAġVURU YOLLARI
A. Genel Olarak
Genel olarak mahkeme bir karar verdikten sonra artık bu kararını değiĢ- tirmediği gibi kararını yeniden gözden de geçirmez. Mahkeme kararını hukuka aykırı bulan taraflar, bu kararın bozulması için kanun yoluna baĢvurabilirler.
Kanun yolunun amacı, yargılama makamlarının kararlarının baĢkaları tarafından incelenmesini isteyebilmek, bir yandan hukukun doğru bir Ģekilde uygulanmasına, diğer yandan da kiĢilerdeki adalet duygusunun
46 tatmininehizmettir .
Katılan, kanun yolarına baĢvururken sebep göstermesi gerekir. ġayet ka-
tılan kanun yoluna baĢvurduğunda sebep göstermemiĢse sanık aleyhine
47 hareketettiğikabulolunmalıdır .
Kanun yolları olağan ve olağanüstü olmak üzere ikiye ayrılır. Katılan sı- fatına haiz mağdur ise söz konusu yollara baĢvurma hakkına haizdir. Olağan kanun yollarını mahkemelerin kesin hüküm niteliğinde olmayan, olağan üstü kanun yolu ise mahkemelerin kesin hüküm niteliğinde olan kararlarına karĢı yollardır.
B. Olağan Kanun Yolları
1. Ġtiraz
a) Konusu ve Niteliği
Ġtiraz, bir hâkim veya yasada gösterilen hallerde mahkeme kararının, bu
karardan zarar gören ilgili kiĢinin baĢvurusu üzerine, kural olarak baĢka
48 bir mercide yeniden incelenmesine olanak tanıyan bir kanun yoludur .
227
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
Bir baĢka ifadeyle, itiraz, kararın üst yetkili hâkim tarafından yeniden gözden geçirilmesinin ve hukuka uygunluğunun denetim yoludur.
Tüm hâkim kararlarıyla yasanın gösterdiği hallerde mahkeme kararlarına karĢı itiraz yoluna baĢvurulabilir. Ġtiraz üzerine inceleme hem maddi hem de hukuki yönden yapılır. Ġtirazın konusu, kural olarak hâkim ve istisnai olarak da mahkeme kararıdır.
Ceza yargılama faaliyeti yürürken, henüz mahkemenin son kararı ortaya çıkmadan önce de önemli yargısal kararlar verilmektedir. Bu kararlarda hukuka aykırılık bulunmaması ceza yargılamanın amacına hizmet edece- ği gibi, son kararın daha önce verilen ve genellikle “ara karar” biçiminde nitelenen kararların üzerine bina edildiği düĢünülürse, bu kararlara karĢı
49 da yasa yollarının kabul edilmesinin gerektiği kendiliğinden anlaĢılır .
Mahkemenin itiraz edilebilen ara kararları ise son karardan önce verilen ve son karara esas oluĢturmayan kararlarıdır. Mahkeme kararlarına itiraz edilebilmesi için o mahkeme kararana karĢı itiraz yoluna gidebileceğinin kanunda açıkça gösterilmiĢ olması gerekir.
Yasa koyucu itiraz yolunu (m. 267–271) ayrıntılı biçimde düzenlemiĢtir. Ġtiraz bir olağan yasa yoludur, çünkü kesin hükümden öncedir. Öte yan- dan ikinci derece yasa yoludur, çünkü itiraz üzerine inceleme hem maddi hem de hukuki yönden yapılır. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahke- me, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetili olan üst mercie gönderir.
Son olarak, mağdurun veya Ģikâyetçisinin suç duyurusunun üzerine Cum-
huriyet savcısının verdiği takipsizlik kararı aleyhine yargı çevresinde bu-
lunan Ağır Ceza Mahkemesine en yakın Ağır Ceza Mahkemesi BaĢkanlı-
ğı nezdinde itiraz olunur. Öğretide, “Cumhuriyet savcısı yargıç olmadığı
için bu itiraz, mahiyeti itibariyle kanun yolu sayılmamalı” görüĢü hâkim-
50 dir .
b) Etkisi
Bir karara itiraz etmek, onun yerine getirilmesini engellemez (CMK m. 269). Bu bakından itiraz yasa yolunda, “engelleme” etkisi kural olarak söz konusu değildir. Fakat gerek kararına itiraz edilen makam ve gerek
TOROSLU- FEYZĠOĞLU, a.g.e. s.306 228
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
itirazı inceleyen makam, kararın yerine getirilmesini durdurabilir, bunu engelleyebilir (CMK m. 300/son).
Ġtiraz merciinin verdiği karar kesindir (CMK m.271/4). BaĢka bir ifadeyle itiraz makamının kararlarına karĢı itiraz olunamaz. Ancak itiraz mercii Ģüpheli veya sanığın tutuklanmasına karar verirse, bu karara karĢı itiraz yoluna gidilebilir.
2. Ġstinaf
Bir derece yargılaması olan istinaf, Ceza Muhakemeleri Kanununun 272- 285‟inci maddeleri arasında düzenlenmiĢtir. Ġstinaf mahkemesi, ilk dere- ce mahkemesinin verdiği kararları, maddi olguların belirlenmesi, delille- rin değerlendirilmesi ve uygulanan hukuk kurallarının isabetli olup olma- dığı yönlerinden incelemelidir.
Ġstinaf mahkemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte hem ilk derece mah- kemeleri hem de Yargıtay‟ın çalıĢma usulünde önemli değiĢiklikler ola- caktır. Öte yandan istinaf mahkemelerin kurulmasıyla birlikte yargılama usulü üçlü bir sistem haline gelecektir.
Yasa, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karĢı ilke olarak ve yalnızca istinaf yolunu açık tutmuĢtur. Adli yargı ilk derece mahkemele- rinden verilen hükümlerin doğrudan temyizi olanaklı değildir.
Katılanın, katılma isteği karara bağlanmamıĢ, reddedilmiĢ veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüĢ olanların yaptıkları istinaf baĢvurusunda baĢvuru nedenlerinin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel değildir.
Ġstinaf baĢvurusu hükmün kesinleĢmesini engeller (CMK m. 275). Ġstinaf baĢvurunsun reddi halinde, baĢvuruyu yapanlar bölge adliye mahkemesi- ne itiraz edebilirler. Ġtiraz istemi baĢvuruyu yapan mahkemeye yapılır. Bu takdirde dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir.
3. Temyiz
a) 1412 sayılı Ceza Mahkemeleri Usulü Kanununa Göre Temyiz
Mahkeme tarafından verilen son kararlar ve hükümden önce verilmiĢ hükme esas olan ara kararlar temyiz edilirler. Eski yasaya göre temyizin amacı, hukuk birliğin güvence altına alınması ve somut olayda adaletin
51 gerçekleĢtirilmesivegerçekhukukibirkorumanınsağlanmasıdır .Tem-
51 ÖZTÜRK- ÖZBEK- ERDEM, a.g.e. , s.808. 229
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
yiz nedeni, hükmün (son kararın) yasaya aykırı olmasıdır. Yasaya aykırı- lık ise bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlıĢ uygulanması de- mektir (1412 sayılı eski CMUK m. 370).
Temyiz talebi, hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesiyle veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması ile olur. Beyan tutanağa geçilir ve tu- tanak hâkime onaylatılır.
Temyize baĢvurulması, hükmün kesinleĢmesini engeller (1412 sayılı eski CMUK m. 312/1).Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı, temyiz talebi hak- kında gerekçeli olarak görüĢünü hazırlar. Buna tebliğname denir. BaĢsav- cılık ileri sürülen temyiz nedenleriyle bağlı değildir. Tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüĢ içermesi halinde sanık veya müdafii ile katılan (müdahil) veya vekiline dairesince tebliğ olunur. Ġlgili taraf, tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevap verebilir.
Yargıtay, temyiz talebini önce bu isteğin kabul edilip edilmemesi yönün- de (usulden) inceler. Temyiz talebinde bulunması için gerekli iĢlemlerde eksiklik varsa, örneğin gerekçeli karar tebliğ edilmemiĢse, dosya geri gönderilir.
Müdahilin duruĢma talep etme yetkisi olmadığı gibi kanun yolundaki duruĢmaya katılamaz. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle kalkar, kısmi kesinleĢme olmaz.
b) 5271 sayılı Ceza Mahkemeleri Kanununa Göre Temyiz
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasına göre, temyiz, bölge adliye mah- kemesi ceza dairelerinin bozma dıĢında kalan hükümlerine karĢı baĢvuru- lan kanun yoludur.
Ġlk derece mahkemesinin son kararları sadece hukuka veya kanuna uy- gunluk açısından incelenebilir. (CMK 288/1) BaĢka bir ifadeyle ilk dere- ce mahkemesinin maddi olguları doğru belirleyip belirlemediği, delilleri
52 değerlendirmede yanılgıya düĢüp düĢmediği araĢtırılmaz . Hukuka veya
kanuna aykırılıktan, mahkeme hükmünün Anayasaya, kanuna ve ulusla- rarası sözleĢmelere uyumsuzluğu anlaĢılır.
Bölge adliye mahkemelerinin bozma dıĢında kalan hükümleri temyiz edi- lebilirler. Ceza Muhakemesi Kanununun 272. maddesinin 3. fıkrasında kesin olduğu belirtilen hükümlerle ilgili olarak istinaf yoluna baĢvurula-
52 SOYASLAN, a.g.e., s.529
230
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
mayacağından; bölge adliye mahkemesinin hukuka kesin aykırılık nede- niyle verdiği bozma kararına karsı 284. madde gereğince direnme kararı verilemeyeceğinden; bu kararlara ve 286. maddenin 2. fıkrasında sayılan hallerde, ilk derece mahkemesinin hükümleri bölge adliye mahkemesinin kararıyla kesinlik kazanacağından; anılan kararlara karĢı temyiz yoluna gidilemez. Temyiz istemi, hükmün yüze karsı açıklanmasından veya yok- lukta verilmiĢse tebliğden itibaren yedi gün içinde bölge adliye mahke- mesi ceza dairesine dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine sözlü bildirimde bulunulması Ģeklinde olur.
Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟nca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüĢ içermesi halinde sanık veya müdafii ile katılan veya vekiline Yargıtay görevli ceza dairesince, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine tebliğ olunur. Ġlgili taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde yazılı olarak yanıt verebilir. Yargıtay‟da temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden yapılır.
DuruĢma isteme yetkisi sanığa ve katılana tanınmıĢtır.(CMK m. 299) Yargıtay‟ca kendiliğinden veya sanık veya müdafiinin süresindeki iste- miyle duruĢma yapılmasına karar verildiğinde, hükmü temyiz etmiĢ ol- ması koĢuluyla katılan da duruĢmaya çağrılır.
C. Olağanüstü Kanun Yolları 1. Kavram
Mahkemelerce verilen kararlarda yanlıĢlık olabilir. Bu yanlıĢlıkların bir kısmı hüküm kesinleĢmeden anlaĢılır; bir kısmı ise ancak hüküm kesin- leĢtikten, hatta infaz gerçekleĢtikten sonra anlaĢılabilir. Bunun düzeltil- mesi için çeĢitli yollar gösterilmiĢtir.
Olağan üstü kanun yolları, kesinleĢmiĢ karara karĢı gidilen baĢvuru yolla- rıdır. Bunlar, Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟nın itirazı, yazılı emir ve yargılanmanın yenilenmesi olmak üzere üç çeĢittir.
Katılanın olağanüstü kanun yollarına baĢvurmada her hangi bir yasal kısıtlama olmadığında kural olarak katılan olağan kanun yollarına baĢvu- ruda olduğu gibi olağanüstü kanun yolarına baĢvurabilir.
1412 sayılı eski Ceza Mahkemesi Usulü Yasasında temyiz hükümleri arasında yer verilen öğretide olağan üstü nitelikte olup olmadığı tartıĢılan
231
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
karar düzeltme kanun yoluna, yeni Ceza Mahkemesi Yasasında yer ve- rilmiĢtir. (1412 sayılı eski CMUK m. 323/ 5,6).
2. Olağanüstü Kanun Yolları ÇeĢitleri
a) Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcısı’nın Ġtirazı
Olağanüstü itiraz da denilen bu kanun yoluna, Yargıtay ceza dairelerinde verilen karara karĢı, sadece Cumhuriyet BaĢsavcısı, re‟sen veya istem üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu‟na itiraz edebilir. Bu kanun yoluna baĢvurmakta menfaati olan kiĢiler, baĢvuru için Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟nda talepte bulunabilir. Bu bağlamda katılan ya da suçtan zarar görmüĢ bulunan mağdur Yargıtay Cumhuriyet baĢsavcılığında ta- lepte bulunabilir.
Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟nın baĢvuru süresi otuz gündür. Sanık yararına itirazda süre yoktur. Ġtiraz nedenlerinin açık ve gerekçesiyle birlikte yazılı olarak bildirilmesi gerekir.
Ġtirazın konusu, temyiz incelenmesi sırasında verilen karardır. Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karĢı BaĢsavcılığın itirazı, kararda hukuki hata bulunması nedeniyle yapılır.
1412 sayılı eski Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası döneminde, istisnai bir yol olduğu için, bu yola sanık aleyhine gidilemeyeceği kabul edilerek, sadece sanık lehinde kullanılması önerilmekteydi. 5271 sayılı yeni Ceza Muhakemesi Yasasında, sanığın lehinde itirazda süre aranmayacağı ön- görülmekle, kanımızca, itirazın sanığın aleyhine de olabileceği, ancak
53 bunu otuz günlük süre içinde yapılması gerektiği kabul edilmiĢtir .
b) Kanun Yararına Bozma (Yazılı Emir)
Emsal karar yaratma olarak nitelenen kanun yararına bozma (yazılı emir), istinaf ve temyiz incelenmesinden geçmeksizin kesinleĢen karara karĢı baĢvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. (CMK m. 309). EĢdeyiĢle, ola- ğanüstü temyiz de denilen yasa yararına bozma yoluna, istinaf inceleme- sinden geçmeksizin kesinlesen ilk derece mahkemesi veya temyiz ince- lemesinden geçmeksizin kesinleĢmiĢ bulunan bölge adliye mahkemesi kararlarındaki maddi veya usul hukukuna iliĢkin aykırılıkların giderilmesi için baĢvurulabilir. Yazılı emirle bozma kurumu, öğretideki görüĢlere ve Yargıtay‟ın kararlarına göre, kanunların yurdun her tarafında aynı Ģekilde
53 CENTEL- ZAFER, a.g.e. s.703.
232
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
uygulamasını sağlamak için kabul edilmiĢ bulunan olağan üstü bir kanun
54 yoludur .
Bu yola gidilmesini Adalet Bakanı, Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığı‟na yazılı olarak bildireceğinden, bu kanun yoluna uygulamada yazılı emir de denilmektedir. Katılan ya da suçtan zarar görmüĢ bulunan mağdur kanun yararına bozma için Adalet Bakanlığı‟na talepte bulunabilir.
Adalet Bakanı, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinlesen karar veya hükmün Yargıtay‟ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet BaĢsavcılığına yazılı olarak bildirir. Böylece yasanın eĢit uygulanması ve (sanık aleyhine olmamak koĢuluyla) hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk (yasa) yararına
55 giderilmesiamaçlanmıĢtır .
Yazılı emirle Yargıtay incelenmesinden geçirilecek olan kararda arana- cak özellikler Ģunlardır:
1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen bir karar veya hüküm bulun- ması,
2) Kararda hukuka aykırılık bulunması,
3) Kararın istinaf veya temyizin incelenmesinden geçmeksizin kesinleĢ- miĢ olması.
c) Yargılamanın Yenilenmesi
Yargılamanın yenilenmesi, kesinleĢmiĢ hükümlere karsı kabul edilmiĢ olağanüstü bir yasa yoludur. Yargılanmanın yenilenmesi, istek üzerine olur. Mahkeme kendiliğinden yargılanmanın yenilenmesine karar vere- mez. Bu yolla hükümlerdeki maddi soruna iliĢkin fiili hataların giderile- bilmesine olanak sağlanmıĢtır.
Yargılamanın yenilenmesini olağan kanun yolunda baĢvuru hakkı tanıdı-
56
ğı kiĢiler yargılamanın yenilemesine baĢvurabilirler . Bu bağlamda katı-
lan, katılma istemi karara bağlanmamış veya reddedilmiş olan, katılan sıfatını alabilecek biçimde suçtan zarar görmüş bulunanlar yargılamanın yenilenmesi başvurabilir.
Katılan veya suçtan zarar görmüĢ mağdur için yargılamanın yenilenme- sindeki baĢvuru nedenlerini kanun koyucu düzenlememiĢtir. Buna karĢın
233
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi nedenleri 311. maddenin 1. fıkrasında altı bent halinde gösterilmiĢtir. Buna karĢın hükümlü veya sa- nık aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri 314. maddenin 1. fıkra- sında üç bent halinde gösterilmiĢtir. Bunlar:
DuruĢmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliğinin anlaĢılması.
Hükme katılmıĢ olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuĢturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmesi.
Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenile- bilir nitelikte ikrarda bulunmasıdır.
Yargılamanın yenilenmesi yolu hükümlü lehine veya aleyhine olabilir.
Hükümlü lehine kanun yolu geniĢ Ģekilde düzenlenmiĢtir. Bunun nedeni
57
sanığın daha çok korunmak istenmesidir . Yenileme isteyen taraf yeni-
leme nedenlerine iliĢkin her türlü delili özgürce ileri sürerek kanıtlamak hakkına sahiptir.
Yargılamanın yenilenmesi talebi hükmün yerine getirilmesini geciktire- mez. O halde yenileme talebi bulunsa bile mahkeme kararının infazına devam olunacaktır. Kanun yollarına baĢvurabilen herkes muhakemenin yenilenmesi yoluna da baĢvurabilir. Muhakemenin yenilenmesi talebi kararı veren mahkemeye baĢvuru ile yapılır. BaĢvuru mahkemeye verile- cek bir dilekçe ile gerekleĢtirilir.
D. Kanun Yolu BaĢvurusunda Vazgeçme veya BaĢvuru Geri Alma
Kanun yoluna baĢvurma hakkından vazgeçilebilir veya baĢvurulan kanun
yola geri alınabilir. (CMK m. 266). Bunun, baĢvuru ve tanınan sürenin
bitmesinden önce yapılması da mümkündür. Vazgeçme, kanun yoluna
baĢvurma hakkı doğduktan sonra bu hakkın kullanılmayacağının açık-
lanması, geri alma ise kanun yoluna baĢvurduktan sonra bundan dönül-
58
mesidir . Kanun yoluna baĢvurduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii
tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir.
ġikâyetten vazgeçmek veya yapılmıĢ bir Ģikâyeti geri almak, katılmak da-
59
va hakkını düĢürür . Katılmanın geri alınması kamu davasına tesir et-
234
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
mez, Ancak Ģikâyete tabi bir suç söz konusu ise bu bağlamda kamu dava-
60
sıdüĢer .BununlabirliktekatılankanunyolundanvazgeçerseveyabaĢ-
vurusunu geri alırsa, Ģayet sanık hükmü temyiz etmemiĢse hükmü kesin- leĢir. Daha açık bir ifadeyle, katılanın müdahale talebini veya kanun yo- luna gittikten sonra bunu geri alması, kanun yolu muhakemesi sona erdi- rir.
Vekilin, kendisinin veya bizzat sanığın ya da mağdurun baĢvurduğu ka- nun yolunu geri alması için vekâletnamede özel olarak yetkilendirilmiĢ olması gerekir. (CMK m. 266/ 2 ).
SONUÇ
Bu çalıĢmayla, mağdura tanınan kanun yoluna baĢvurma hakkının teorik niteliği, bu çerçevede söz konusu haktan faydalanma imkânına sahip ola- cak mağdur tanımının içeriği inceleme konusu yapılmıĢtır. Bununla bir- likte mağdura tanınmıĢ olan kanun yollarına baĢvuru imkânının ne Ģekil- de kullanılabileceği, bu çerçevede hangi usul ve esaslara dikkat edilmesi gerektiği mevcut mevzuat dikkate alınarak incelenmiĢtir.
Maddi gerçeğe ulaĢmanın vazgeçilmez koĢulu ilk derece mahkeme karar- larının bir kez daha gözden geçirilmesi amacıyla bir üst derece mahke- meye baĢvurmaktır. Bu baĢvuruya ceza hukukunda kanun yolarına baĢvu- ru denilmektedir. Bu itibarla ilk derece mahkeme kararlarının hukuk ve yasaya aykırı olduğunu düĢünen sanık veya mağdur üst derece mahkeme- sinde bu karara itiraz ederek, kararın bozulmasını isteyebilir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 234/6‟ncı maddesindeki düzenlemeye göre, davaya katılmayan mağdurun kanun yoluna baĢvurma hakkı yoktur. Buna karĢın CMK‟nın 260/1‟inci maddesine göre ise katılan sıfatını ala- bilecek surette suçtan zarar görmüĢ bulunanlarında kanun yollarına baĢ- vuracağı düzenlenmiĢtir. Bu iki hüküm bir bütün olarak değerlendirdi- ğinde, suçtan zarar gören mağdurun katılan sıfatı olmadan da kanun yol- larına baĢvurabileceği savunulabilir. Önemli olan suçtan zarar gören mağdurun kovuĢturma aĢamasında Ģikâyetini geri almamasıdır.
Katılanın tek baĢına hükmü temyiz ettiğinde bu temyiz sanık lehine ola- bileceğinden dolayı, mağdur ve sanık dengesini korumak için sanığın tek baĢına baĢvurusunda olduğu gibi katılanın da tek baĢına baĢvurusunda
60 KUNTER- YENĠSEY- NUHOĞLU, a.g.e.,s.245 235
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
aleyhe bozma yasağının düzenlenmesi gerekir. Böylelikle menfaatler dengesi korunmuĢ olur.
Olağan kanun yollarında olduğu gibi olağan üstü kanun yollarında da suçtan zarar gören mağdur, kanun yollarına baĢvurabilecektir. Nitekim bu konuda herhangi bir yasal kısıtlılık yoktur. Ayrıca olağanüstü kanun yo- lunda mağdurun kanun yoluna baĢvurması hukuken mümkün olmadığı takdirde de olağanüstü kanun yollarına baĢvurabilecek mercileri harekete geçirmek için talepte bulunması gerekir.
Netice olarak, son yıllarda yapılan yasal çalıĢmalarla, sanık ve mağdur haklarının dengelenmesine çalıĢılmaktadır. Mağdura ceza muhakemesin- de daha aktif katılması için haklar tanınmıĢtır. Bu hakların içinde en önemlisi, ilk derece mahkemesinin kararından tatmin olmayan mağdu- run, sanığa daha ağır bir ceza verilmesi amacıyla bir üst derece mahke- mesine baĢvurma hakkına sahip oluĢudur. Yalnız mevzuatımız açısından mağdurun kanun yoluna baĢvurabilmesi için suçtan doğrudan doğruya zarar görmesi gerekir. Bununla birlikte kovuĢturma aĢamasından Ģikâye- tinde vazgeçmemesi gerekir. Aksi takdirde yasa yolarına baĢvuru hakkını kaybeder. Daha açık bir ifadeyle mağdurun katılan sıfatına haiz olmak Ģartıyla yasa yollarına baĢvurur.
*
KAYNAKÇA
Ali Kemal, YILDIZ, UzlaĢma-ġikâyet ĠliĢkisi (Y.TCK m.73), www.hukukturk.com. EriĢim tarihi: 25.04.2008.
Bahri ÖZTÜRK- Veli Özer ÖZBEK- Mustafa Ruhan ERDEM, Uygulamalı Ceza Muha- kemesi Hukuku, 6. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2001.
Corpus Ġçtihat Programı.
Doğan SOYASLAN, Ceza Muhakemesi Hukuku, GüncelleĢtirilmiĢ 2. Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara 2006.
Ejder YILMAZ, Hukuk Sözlüğü, GeniĢletilmiĢ 6. Baskı, Yetkin Yayınları. Ejder YILMAZ, Olağanüstü Temyiz, Yetkin Yayınları, Ankara 2003.
Erdener YURTCAN, Ceza Yargılaması Hukuku, 11. Baskı, Vedat Kitapçılık, Ġstanbul- 2005.
Haydar EROL, Ġçtihatlı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu, PYS Matbaacılık, Ankara 2002, s.880
Ġbrahim KESKĠN, Yargıtay Kararlarında Kamu Davasına Katılma, www.adalet.gov.tr, eriĢim. Tarihi: 27.04.2008.
Kayıhan ĠÇEL, A.Hakan EVĠK, Ġçel Ceza Hukuku, Genel Hükümler, 2. Kitap, 4. Bası, Beta Yayıncılık.
236
TÜRKĠYE ADALET AKADEMĠSĠ DERGĠSĠ (TAAD), NĠSAN 2010, SAYI: 1
Kayıhan ĠÇEL- Füsun SOKULLU-AKINCI- Ġzzet ÖZGENÇ- Adem SÖZÜER- Fatih MAHMUTOĞLU- Yener ÜNVER, Ġçel Suç Teorisi, 3. Bası, Ġstanbul 2004,
Kazancı Ġçtihat Programı.
Mehmet Akif POROY, “Ġnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararları IĢığında BaĢvurucu ve Mağdurluk Statüsü”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S:66, 2006.
Mehmet Rifat BABACANLI, Ceza Muhakemesinde Mağdurun Korunması, Yayınlan- mamıĢ Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2007,
Nevzat TOROSLU, Metin FEYZĠOĞLU, Ceza Muhakemesi Hukuku, 5. Baskı SavaĢ Yayınları, Ankara 2006,
Nur CENTEL, Hamide ZAFER, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayıncılık , Ġstanbul- 2008 ,
Nurulah KUNTER, Feridun YENĠSEY, AyĢe NUHOĞLU, Ceza Muhakemesi Hukuku, 16. Bası, Beta Yayınları, Ġstanbul 2008,
Osman YAġAR, Uygulamalı ve Yorumlu 5271 s. Yeni CMK,
Sulhi DÖNMEZER, “Devlet ve Suç Mağduru ĠliĢkisi”, Onar Armağanı, Fakülteler Mat- baası, Ġstanbul 1977.
www.adalet.gov.tr
237
![]()
🟢 Çevrimiçi|
Alternatif Hukuk Bürosuna hoş geldiniz. Size nasıl yardımcı olabilirim?
Gizlilik Politikası